Varlık dergisinin Temmuz ayı dosya konusu: Animasyonlardaki Genç Kız Figürleri ve Queerliğin Arzu Ufukları

Yorum bırakın

Dosyanın Aydın Çam imzalı ilk yazısı “Dayak”, animasyonlar­daki dişil yüzlerin günümüzdeki durumunu ele alan diğer yazılara bir giriş niteliği taşımakta. Çam’a göre büyük ustaları istisna kabul edecek olursak, canlandırma sine­masının, animasyonun ya da çizgi filmin genel anlatı yapısı, ele aldı­ğı temalar ve öykülediği karakter­ler ana-akım kurmaca filmlerle ko­şutluk içindedir. Çam yazısında tıpkı kurmaca sinemanın kendisi gibi, canlandırma sinemasının da öznenin kendini konumlandıra­cağı tektipleşmiş ve rutine dönüş­müş bir dünya tasavvurunun biliş­sel haritalarını oluşturduğunu öne sürüyor. Hollwood yapımı animas­yonlar ile Türkiye menşeli animas­yonlara toplumsal cinsiyete dair bi­lişsel haritaları nasıl inşa ettiklerini çözümlemek için yakından bakı­yor.

“Yerel Masalların Hollywood Yüzü: Disney Animasyonlarında Sözde-özgür Yeni Prenses Figür­leri” başlıklı yazısında Cemre Yıl­maz, toplumsal cinsiyetin değişen ama bir şekilde de egemen erkek düzenini yeniden inşa eden son dönem filmlerini daha özgül ör­nekleriyle çözümlüyor. Yılmaz’a göre Disney’in ürettiği animas­yonlar geçmişten farklı olarak er­gen genç kızların yaşamlarını ko­nu ediyor. Yılmaz bu dönüşümün aldığı biçimi, Walt Disney Stüdyo­ları’nın ürettiği ve gişe rekorları kı­ran, kahramanı kadın olan filmleri ele alarak göstermeyi deniyor.

Hollywood ve Türkiye sinema­sının animasyonlarında kadınlık ve erkeklik rolleri geleneksel kodlarla yeniden üretilirken, bunların karşı­sında farklı dişil bir evrenin var ola­bileceğini göstermek üzere Nilgün Tutal, “Hayao Miyazaki’nin Di­şil Evreni” başlıklı yazısında ünlü animasyon ustası Japon yönetmen Hayou Miyazaki’nin filmlerini ve filmlerinde kahramanlaştırdı­ğı genç/ergen kızların hikâyelerini nasıl kurguladığını ele alıyor. Tu­tal, Miyazaki’nin filmlerinin var olan cinsiyetçi ve doğa düşmanı modern sisteme karşı sanatsal/kül­türel bir direniş olarak okunabile­ceğini savunuyor. Yazısında Kiki Küçük Cadı (1989) filminin üstün­de, filmde cadılığın tarihsel olarak toplumu tehdit eden bir yabanıllık olarak inşa edilmesini tersine çevi­ren bir hikâyenin anlatılması nede­niyle biraz daha fazla duruyor.

Dosyanın son yazısı Rahmi Öğdül’ün “Sünger Bob Üzeri­ne Aykırı Düşünceler” başlıklı ya­zısı. Dosyanın ilk üç yazısı ani­masyon filmlerindeki genç/ergen kızların temsilini feminist bakış açısından ele alıyor. Öğdül’ün ya­zısı ise ilk üç yazının açtığı patika­lardan geçerek yolculuğun yönü­nü Sünger Bob ve arkadaşlarının yaşadığı Bikini Bottom’a çeviriyor. Öğdül toplumsal cinsiyet tartışma­larına Gilles Deleuze ile Judit But­ler’ın düşün dünyasından esinle­nerek yeni açılımlar kazandırıyor. Sünger Bob’un geçirgen ve akışkan bedeninin akışkanlıkları artık yok edilmiş bedenlere söyleyecek sö­zü olduğunu belirtiyor. Cinsiyetsiz olduğu ölçüde queer sayılabilecek Sünger Bob’un kendini yeni akış­lara ve karşılaşmalara teslim etme­sinin açacağı yeni toplumsal olu­şumlara dikkati çekiyor. Tüketim toplumunun sürekli tatmin etme­ye çalıştığı haz ile arzu arasındaki farkı açıkça göstererek, bizi geçi­ci hazlardan vazgeçip Deleuze’ün lügatinde önemli bir yeri olan “ar­zu devrimi”ne katılmaya çağırıyor.

Çağrıya kulak verebileceklere iyi okumalar.

(Nilgün Tutal’ın dosya giriş yazısından)

2017 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’ni alan ve dikkate değer bulunan isimlerin söyleşi, şiir ve öyküleri Varlık dergisinin Temmuz sayısında

Yorum bırakın

Dergimizin yayına başladığı 1933 yılından bugüne kadar özenle sürdürdüğü ‘edebiyatımıza yeni değerler kazandırma’ çabası, 84. yılımızda da edebiyatseverleri yeni imzalarla buluşturuyor.

Zeynep Uzunbay, Abdülkadir Budak, Metin Cengiz, Salih Bolat, Enver Ercan’dan oluşan şiir seçici kurulu yaptığı değerlendirme sonucu ödülü oybirliğiyle Devrim Horlu’nun “Gölgeler Çürürken” adlı dosyasına verirken; Zülal Demir ve Zeliha Cenkci’nin dosyalarını ‘dikkate değer’ buldu.

Nursel Duruel, Feyza Hepçilingirler, Hatice Meryem, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Feridun Andaç’tan oluşan öykü seçici kurulu, ödülü Pelin Kıvrak’ın “Hiçlikte İhtimal Var” adlı dosyasına verirken; Erkmen Özbıçakçı, Halil Yörükoğlu ve Serhat Köroğlu’nun dosyalarını ‘dikkate değer’ buldu.

Ödül alan ve dikkate değer bulunan isimlerin söyleşi, şiir ve öykülerine yer veriyoruz.

Varlık’ta Bu Ay (Temmuz 2017)

Yorum bırakın

2017 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri

Zeynep Uzunbay, Abdülkadir Budak, Metin Cengiz, Salih Bolat, Enver Ercan’dan oluşan şiir seçici kurulu yaptığı değerlendirme sonucu ödülü oybirliğiyle Devrim Horlu’nun “Gölgeler Çürürken” adlı dosyasına verirken; Zülal Demir ve Zeliha Cenkci’nin dosyalarını ‘dikkate değer’ buldu.

Nursel Duruel, Feyza Hepçilingirler, Hatice Meryem, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Feridun Andaç’tan oluşan öykü seçici kurulu, ödülü Pelin Kıvrak’ın “Hiçlikte İhtimal Var” adlı dosyasına verirken; Erkmen Özbıçakçı, Halil Yörükoğlu ve Serhat Köroğlu’nun dosyalarını ‘dikkate değer’ buldu.

Ödül alan ve dikkate değer bulunan isimlerin söyleşi, şiir ve öykülerine yer veriyoruz.

Dosya: Animasyonlardaki Genç Kız Figürleri ve “Queer”liğin Arzu Ufukları – Nilgün Tutal, Rahmi Öğdül, Aydın Çam, Cemre Yılmaz

Yazı: Jack Kerouac ve West End Bar’ın Çılgınları (Taner Ay) – Han Kang’ın “Vejetaryen’i Üzerine: Postmodern Çağda Kadınlık ve Roman (Erendiz Atasü) – Celal Sahir Erozan: “Kadınlar Olmasa Öksüz Kalırdı Eş’ârım” (Murat Batmankaya) – George Sand’da Resim ve Roman Buluşması (İnci Aydın) – Solgun Kızlar Şarkısı (Haydar Ergülen) – Modernlik Sonrası ve “Sol Melankoli” (Halûk Sunat) – Eğitim ve Edebiyat Dünyasında Acı Bir Kayıp: Mahir Ünlü Hocayı da Yitirdik (Yusuf Çotuksöken) – Hollanda Notları: Zarif ve Kirli Amsterdam (Deniz Özbeyli)

Varlık Kitaplığı: Seray Şahiner ile Söyleşi (Beyza Selen Çavuş) – Mevsim Yenice ile Söyleşi (Engin Türkgeldi) – O Öyle Olmadı / Ercan y Yılmaz (Şengül Can) – Kan ve Gül / Alper Canıgüz (Reyhan Koçyiğit) – Olma Sanatı / Erich Fromm (Yaşar Öztürk) – İki Gözüm Despina / Yasemin Özek (Hasan Akarsu) – Kuş Bir Cümledir Uçarken / Güven Pamukçu (Hülya Soyşekerci) – Hep Aynı Boşluk / Erol Gökşen (Turan Alptekin) – Moskova Petuşki / Venedikt Vasilyeviç Yerofeyev (İrem Uzunhasanoğlu) – Şiir Günlüğü (Gültekin Emre) – Küresel Haberler (Zeynep Şen)

Varlık bu ay da Günler Geçer, Şiir Günlüğü köşeleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

2017 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri açıklandı!

Yorum bırakın

 

Dergimizin yayına başladığı 1933 yılından bugüne kadar özenle sürdürdüğü ‘edebiyatımıza yeni değerler kazandırma’ çabası, 84. yılımızda da edebiyatseverleri yeni imzalarla buluşturuyor. Bu yıl şiir dalında Devrim Horlu, öykü dalında ise Pelin Kıvrak ödüle değer görüldü.

Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’ne katılım her yıl olduğu gibi yine yoğundu.

Şiir dalında ön elemeden geçirilerek seçici kurula sunulan dosyalar Beyza Okumuş, Özcan Taluy Koç, Zeliha Cenkci, Bilal Çakıl, Yunus Karakoyun, Zülal Demir, Hakan Unutmaz, Öztekin Düzgün, Remzi Baysal, Roman Karavadi, İsmail Sertaç Yılmaz, Muhittin Çoğala, Yasemin Orhun, İrem Yıldırım, Hakan Yirik, Beytullah Kılıç, Devrim Horlu, Armağan Can, Cahit Ortanca, Can Acer, Hüseyin Kara, Adem Göktaş, Fahri Alpyürür, Fahri Küçük, İmran Aydın Tali, Mustafa Güleç, Muhammet Oğuz, Yasin Gedik, Neda Olsoy, Anıl Can Uğuz, İlona Küçükreisyan, Ozan Baygın, Cemre Serhat, Alperen Diktaş, Güney Güneri, Onur Koca, İlayda Vurdum imzalarını taşıyordu.

Zeynep Uzunbay, Abdülkadir Budak, Metin Cengiz, Salih Bolat, Enver Ercan’dan oluşan şiir seçici kurulu yaptığı değerlendirme sonucu ödülü oybirliğiyle Devrim Horlu’nun “Gölgeler Çürürken” adlı dosyasına verirken; Zülal Demir ve Zeliha Cenkci’nin dosyalarını ‘dikkate değer’ buldu.

Öykü dalında ön elemeyi geçenler Tufan Baran, Erol Özel, Gözde Şahin, Furkan Uzun, Mehmet Fatih Özbey, Hakan Bahçeci, Vedat Nas, Hüseyin Otur, Sevda Deniz Karali, Ela Kiçik, Umut Durmuşoğlu, Merve Aksoy, Harun Kapan, Ali Yağan, Ata Egemen Çakıl, Tuna Özkurt, Veysel Kobya, Ahmet Aktaş, Serhat Sabri Parlak, Emre Karadağ, Burhan Yeşilyurt, Ömer Erim, Serhat Köroğlu, Pelin Kıvrak, Serhat Kıran, Derya Barış Şen, Atakan Boran, Mürüvet Esra Yıldırım, Ali Yağan, Ferdi Çetin, Erkmen Özbıçakçı, Demet Çaltepe, Metin Çalışkan, Halil Yörükoğlu’nun dosyalarıydı.

Nursel Duruel, Feyza Hepçilingirler, Hatice Meryem, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Feridun Andaç’tan oluşan öykü seçici kurulu, ödülü Pelin Kıvrak’ın “Hiçlikte İhtimal Var” adlı dosyasına verirken; Erkmen Özbıçakçı, Halil Yörükoğlu ve Serhat Köroğlu’nun dosyalarını ‘dikkate değer’ buldu.

Ödül alan ve dikkate değer bulunan isimlerin söyleşi, şiir ve öykülerine Varlık dergisinin Temmuz 2017 sayısında yer vereceğiz.

Varlık dergisi ve yayınlarının kurucusu Yaşar Nabi Nayır adına her yıl kuruluş yıldönümümüz olan Temmuz ayında şiir ve öykü dallarında verdiğimiz Gençlik Ödülleri’ne bugüne dek değer görülen isimler:

Şiir dalında:

1984: Behçet Aysan, Hüseyin Ferhad, Bedrettin Aykın
1986: Salih Bolat
1991: Altay Öktem
1992: İdris Özyol
1993: Mesut Adnan
1994: Tuna Kiremitçi
1995: Özgür Özmen
1996: Derya Çolpan
1997: Selim Temo
1998: Tarkan Çeper
1999: Zafer Ekin Karabay, Can Bahadır Yüce
2000: Özlem Tezcan, Alphan Akgül
2001: Sinan Oruçoğlu, Mehmet Butakın
2002: Ali Özgür Özkarcı
2003: Mehmet Erte, Seyyidhan Kömürcü
2004: Mehmet Öztek, Alperen Yeşil
2005: Alper Gencer
2006: Olcay Özmen
2007: Yusuf Uğur Uğurel
2008: Veysi Erdoğan
2009: A. Barış Ağır
2010: Halil İbrahim Polat
2011: Taner Cindoruk
2012: Harun Atak
2013: Serap Aslı Araklı
2014: Miray Çakıroğlu
2015: Mehmet Karaca
2016: Mehmet Özkan Şüküran
2017: Devrim Horlu

Öykü dalında:

1987: Cemil Kavukçu
1991: Sibel Türkmenoğlu
1992: Semra Topal
1993: Ülkü Çadırcı
1994: Doğan Yarıcı
1995: Nurdan Beşergil, Sema Kaygusuz
1996: Müge İplikçi
1997: Akın Sevinç
1998: Karin Karakaşlı
1999: Murat Saraçoğlu
2000: Elif Çınar
2001: Abdullah Mollaoğlu
2002: Canan Akalan
2003: Hakan Ergül
2004: Temel Karataş
2005: Mehmet Erkan
2006: Gülçin Karaş
2007: Birgül Oğuz
2008: Burak Evren
2009: Aslı Akarsakarya
2010: Pelin Buzluk
2011: M. Özgür Mutlu
2012: Gökçe Parlakyıldız
2013: Şengül Can
2014: Nurullah Kuzu
2015: Arzu Uçar
2016: Gamze Arslan
2017: Pelin Kıvrak

 

Varlık’ta Bu Ay (Haziran 2017)

Yorum bırakın

 

Dosya: Konformist Hezeyan ve Muhalif Çaresizlik – Nilgün Tutal, Tezcan Durna, Korkmaz Alemdar, Mutlu Binark, Aydın Çam

Edebiyat Gündemi: “Kuşak Kuşatması” – Sabit Kemal Bayıldıran

Yazılar: Süleyman Nesib: “Gülerdiniz Bana, Bahseyledikçe Aşkımdan” (Murat Batmankaya) − Hüseyin Ferhad Şiiri Üzerine: Alef ile Alef Arasında Bir Kronotopya (Aydın Afacan) – Robert Louis Stevenson’ın “Define Adası”nda Anlatmadıkları (Taner Ay) – Adsızlaştırılan Zaman (Feridun Andaç) − Egemen Berköz’ü Seviyorum… (Haydar Ergülen) − Sanatı Yeniden Düşünmek yahut İmgesel Dil Olarak Sanatı Tanımlama Olanağı (Bilgin Güngör) − İki Ernesto Var Küba’da… (Çiğdem Ülker) − “Dönsün Koca Dünya”yı Travmatik Yaşantılar Eşliğinde Okumak (Raşel Rakella Asal) − Türk Saz Şairlerinin Karakteristik Özellikleri (Okan Alay) − Ogün Kaymak Şiiri İçin Deep-Note (Celâl Soycan) − Yeni Şiirler Arasında (küçük İskender)

Şiir: Mustafa Köz, Oya Uysal, Atilla Birkiye, Sadık Yaşar, Arife Kalender, Hakan Güzeldere, Önder Çolakoğlu, Gökhan Bakar, Yunus Aydın

Öykü: Deniz Özbeyli, Zeynep Delav, Sibel Gögen, Nazlı Ayça Özkarahan

Varlık Kitaplığı: Vural Bahadır Bayrıl ile Söyleşi (Haluk Öner) – Bir Roman Kahramanı Orhan Veli / Haluk Oral (Hamdi Koç) – Korkuluklara Giysi Yardımı / Nilay Özer (Fırat Caner – S. F. Çanga) – Gülde Kerem Yangını – Harun Atak (Hüseyin Peker) − Metin Fındıkçı ile Söyleşi (Salih Bolat) − Basti – Intizar Husain (Büşra Bakan) − Selahaddin Eyyubi – John Man (Yaşar Öztürk) − Şiir Günlüğü (Gültekin Emre) − Küresel Haberler (Zeynep Şen)

Varlık bu ay da Günler Geçer, Yeni Şiirler/Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü köşeleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

SÖNMÜŞ HAYALLER I – İKİ ŞAİR / Honoré de Balzac / Türkçesi: Yaşar Nabi Nayır

Yorum bırakın

 

Büyük Fransız romancısı Honoré de Balzac, üç ciltlik Sönmüş Hayaller’in bu ilk kitabında taşralı bir ailenin hayatını ve acılarını işliyor.

Romanın baş kahramanları Lucien Chardon ile David Séchard, iki yetenekli ve yoksul gençtir. İlki bir eczacının oğludur ve büyük bir şair olma isteğiyle yanıp tutuşur; ikincisi ise bir matbaacının oğludur ve kâğıt imal etmenin yeni bir yöntemini araştırmaktadır. Karakter, dış görünüş ve arzuları açısından bu iki dost birbirinin zıddıdır. Lucien, yakışıklılığı ve cazibesi sayesinde kasabanın aristokrat çevresine girer, orada Madame de Bargeton onun koruyucusu ve ilham perisi olur. David ise Lucien’in kızkardeşine âşıktır, kız da onu sever ve hep birlikte aile olma hayalleri kurarlar. Ancak kader, iki dostu birbirinden ayıracaktır…

Yaşar Nabi Nayır’ın özenli çevirisinin bu değerli esere ayrı bir tat kattığına inanıyoruz.

Post-Gerçek: Yeni Bir Kavram, Yeni Bir Dünya / VARLIK , Mayıs 2017

Yorum bırakın

Varlık dergisi geçen ay Geor­ge Orwell’ın 1984 isimli çok iyi bilinen romanına dayanarak değişen zaman algısını dosya ko­nusu yapmıştı. Dosyayı oluşturan ya­zılar, zamanın denetim altına alın­masından yola çıkarken, bilginin üretim biçiminin denetlenmesinin günümüzün önemli olgularından birine yeniden dönüştüğünün al­tını da çiziyordu. Bu ayki dosyamız “Post-Gerçek: Yeni Bir Kav­ram, Yeni Bir Dünya”da farklı yazarlarla kaldığımız yerden devam ediyoruz. “Post-truth” bildiğiniz gibi 2016’da Oxford Sözlük tarafından yılın kelime­si seçildi; dosyamızda bu kavramı günümüz Türkiye’sinin siyasi olaylarıyla birlikte ele alarak ayrıntılı bir şekilde inceliyoruz. Politikacıların yalanı, ma­nipülasyonu, dezenformasyonu sürekli kullandığı, yalan haberlerin her tür­lü yayın organında ve özellikle sosyal medyada hızlıca yayıldığı, gerçekliğin sosyo-politik alanda önemini yitirdiği bir döneme girdik. İnanıyoruz ki dos­yamız bu yeni dönemi daha iyi anlamamızı sağlayacak çözümlemeler ve bil­giler sunuyor okurlarımıza.

Nilgün Tutal’ın “Post-gerçek: Şeytanla İmza­lanan Yeni Sözleşme” adlı yazısında totaliter rejimlerde ger­çeğin statüsü, ünlü performans sanatçısı Sonja İvekoviç’in 1979 yılında Zagrep’de gerçekleştirdi­ği Tito rejiminin gerçek karşısın­da takındığı baskıcı tutumu ele alan Triangle (Üçgen) isimli eseri incelenerek tartışılıyor. Yazı post-gerçek kavramını 1992 yılında ilk defa kullanan ünlü roman ve se­naryo yazarı Steve Tesich’in demokratik toplumlarda gerçek kavrayışının nasıl bir dönüşüm ge­çirdiğine dair düşünceleri üzerin­den ilerliyor; totaliter rejimlerde gerçeğin ifşasının yarattığı altüst oluşların, demokratik/otoriter re­jimlerin temel karakteristiğine dö­nüşen politik ve medyatik post-gerçeklik yüzünden ne dünyada ne de Türkiye’de gündem dışında kal­masının nedenlerini açıklıyor.

Söz konusu nedenlerin çetre­filliği Sarphan Uzunoğlu’nun “Keyes’in Gözünden Post-gerçek: Görmezden Gelinen Ya­lanlar Çağı” başlıklı yazısında, Ralp Keyes’in post-gerçek çağ ve toplum tartışmalarının ikinci temel kay­nağı olan The Post-Truth Era: Dis­honesty and Deception in Contemporary Life isimli kitabından yola çıkılarak açıklanıyor. Yazı Keyes’in post-gerçek toplum hakkındaki düşüncelerini hem serimliyor hem de tartışıyor. Bu esere dayanarak, insanlık tarihi boyunca karşımıza çıkan yalanın günümüzde hiçbir ahlaki kaygıya yol açmadan alenen nasıl söylenebildiğine ışık tutuyor. Politik ve medyatik post-gerçeklik yüzünden ortaya çıkan dürüstlü­ğün çöküşüne ve yalanın yükselişi­ne karşı mücadele etme yollarının neler olabileceğine dair ipuçlarına da yazıda yer veriliyor.

Orhan Şener’in “Post-gerçek Dönem: Sebepler ve Sonuçlar” başlıklı yazısı, post-gerçek konusundaki tartışmaları enformasyon çağının temel nite­likleri bağlamında tartışıyor. Sos­yal medyanın kullanıcılarını sa­dece kendi dünya görüşlerine açık platformlarda bir araya ge­tiren farklılığı dışlayıcı yapısı­nın gerçekliğin önemsizleşmesi­ne yol açtığına işaret ediyor. Yazı post-gerçek döneme neden olan üç etkeni; yani post-modern top­lum kuramlarının Aydınlanma geleneğini yerinden ederek bilgi­nin ve gerçeğin statüsünü göre­celeştirmesini; demokrasiye karşı duyulan güvenin sarsılmasını; ne­oliberal düzenin Silikon Vadisi ile ortak buluşu olan platform kapi­talizminin kâr elde edebilmek için enformasyonel alanı egemenliği altına almasını sırasıyla ele alıyor. Filtre balonu, eko-odaları ve bot gibi elektronik çağın gerçeği ye­rinden eden teknik hilelerini sa­hih bir şekilde gözler önüne seri­yor.

Korkmaz Alemdar’ın “Yalan Dünya!” başlıklı me­tni, post-gerçek toplum, çağ ya da düzen tartışmasını Türkiye bağla­mına taşırken, gerçeğin yerinden edilmesinin gazetecilik mesleğini içine düşürdüğü yeni çıkmazlara dikkat çekiyor. Amerika menşe­li post-gerçek çağ kavramının ba­sının özgürlüğünün, kamuoyunu aydınlatmasının, iktidarı denetle­mesinin gökkubbede hoş bir seda­ya dönüşmüş olmasının yeni adı olduğunu vurguluyor. Yazı Varlık okuruna Yakup Kadri’nin Hüküm Gecesi adlı romanının kahramanı gazeteci Ahmet Kerim’e söylettiği “Amme efkârı bunların birinde ha­kikat ihtiyacını, diğerinde aşk ihti­yacını tatmin ettiğine inanır. Hal­buki fahişenin verdiği aşk ne kadar samimi ise gazetecinin söylediği hakikat de o derece doğrudur” söz­lerini anımsatıyor. Ve Yakup Kad­ri bugün yaşasaydı, yalan dolan (post-gerçek) gazeteciliğinin re­vaçta olduğunu fark edip, bedenini satan fahişeye onu gazeteciyle kar­şılaştırarak yaptığı haksızlığı kabul ederdi, diyor.

“Sahtenin ‘S’si” başlıklı, Aydın Çam imzalı son ya­zı post-gerçek çağ tartışmalarını güncel açılımlarının ötesine geçe­rek sinema alanına taşıyor. Orson Welles’in, 1973’te gerçekleştirdiği, iç içe geçen bir dizi sahtekârı ve onların öyküsünü içeren Vérités et Mensonges (Gerçekler ve Yalan­lar) ya da yaygın olarak F for Fa­ke (Sahtenin “S”si) adıyla bilinen belgeselini ele alıyor. Medyatik ve akademik ilginin merkezine hızla yerleşen post-gerçek tartışmalarına sinemadan bir örnekle değinen ya­zı, bize hakikat ve yalana dair çok şey söyleyebileceği vaadini taşıyor. Neyin hakiki, neyin sahte oldu­ğuna karar vermenin giderek ola­naksızlaştığı bir dönemde, sahte­nin –ve de yalanın– işlevlerine dair farklı biçimlerde düşünmemizin yolunu da açıyor.

(Bu metin Nilgün Tutal’ın dosya giriş yazısından derlenmiştir.)

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: