HIZLI VE YAVAŞ DÜŞÜNME / DANIEL KAHNEMAN

Yorum bırakın

hızlı ve yavaş düşünme

Rasyonel yargı ve karar alımını sorgulayan ufuk açıcı psikoloji çalışmasıyla 2002 Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görülen Daniel Kahneman, çağımızın en önemli düşünürleri arasında yer alıyor. Fikirleriyle ekonomi, tıp ve siyaset dahil, pek çok alanı etkilemiş olan yazar, bu kitapta yıllardır sürdürdüğü araştırmaların sonuçlarını bir araya getiriyor. Okuyucuyla canlı bir sohbete giren yazar, sezgimize ne zaman güvenip güvenmeyeceğimizi ve yavaş düşünmenin ne zaman daha iyi olacağını öğretiyor. İş ve özel yaşamımızda seçimlerimizi nasıl yaptığımızı ve başımıza sık sık dert açan zihinsel hatalardan korunmanın farklı tekniklerini nasıl kullanacağımızı gösteriyor. Hızlı ve Yavaş Düşünme, düşünmeyle ilgili düşüncelerinizi sonsuza dek değiştirecek.

Türkçesi: Osman Ç.Deniztekin-Filiz Deniztekin

Reklamlar

Editörden (Varlık Eylül 2015)

Yorum bırakın

Toplumsal çeşitliliği nedeniyle bir mozaiğe benzetilen Türkiye, 6-7 Eylül Olayları üzerine “mozaik çatladı” diye nitelendirilmişti. Aradan 60 yıl geçti. Evet, her şey gazetelerdeki “Atatürk’ün Selanik’teki evi bombalandı” yalan haberiyle başlamıştı ama öncesini de biraz bilmek lazım. Grivas’ın EOKA örgütü Kıbrıs’ta yaşayan İngilizlere ve Türklere karşı terör eylemlerini artırmıştı. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ı bu konu hakkında fikir alışverişi yapmak üzere üçlü bir konferansa davet etmişti. Konferansın başlangıç tarihi 29 Ağustos 1955. Konferans devam ederken bombalama haberiyle gayri Müslimler hedef haline getirildi. 2 gün boyunca büyük bir talan yaşandı.

Resmî kaynaklara göre 4 bin 214 ev, 1.004 işyeri, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel vb. 5 bin 317 yer tahrip edildi. 73 Rum Ortodoks kilisesi ateşe verildi. 11 kişi hayatını kaybetti. Olayların ardından binlerce Rum Türkiye’yi terk etti.

Varlık dergisi olarak, 6-7 Eylül Olayları’nın 60. yıldönümünde hâlâ tartışılan bu konuyu masaya yatıralım istedik. Tabii Celal Bayar’ın İstiklal caddesindeki manzarayı görünce İçişleri Bakanı Namık Gedik’e alçak sesle “Galiba dozu kaçırdık” dediğini ve bir gün önce Adnan Menderes’in Kıbrıs Türktür Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Hikmet Bil ile görüştü- ğünü aklımızın bir köşesinde tutarak… Bir de, vinyetimizde Ara Güler’in bir fotoğrafından yararlandık, kendisine şükranlarımızı sunuyoruz.

Eylül sayımızda Medya Notları’nda ise artık hepimizin hayatına girmiş olan güncel bir konu irdeleniyor: “Selfie: Yüce mi, Sefil mi?”

Edebiyat Gündemi’nin bu ayki portresi Yücel Kayıran. Gülce Başer şairle söyleşirken, Yaşar Güneş, Kayıran’ın şiiri dolayımında “Öznenin Oluş Haline Sondaj” yapıyor. Erkut Tokman, Adonis’le tanışma olanağı doğunca kalkıp heyecanla Paris’e gitti, söyleşi yapıp geldi. Dergimize katkısından dolayı ona da teşekkür ediyoruz elbette. Dergi yine şairleriyle, yazarlarıyla, çizeriyle dopdolu. Tek tek anlatmaya kalksam sayfalar yetmez!.. İyisi mi siz sayfaları çevirmeye başlayın artık…

Enver Ercan

Varlık Eylül 2015 sayımızın Medya Notları köşesinde “Selfie” tartışılıyor.

Yorum bırakın

Nilgün Tutal, “Selfie: Seçkin Kültüre Saygısızlık mı Öznel Bir Estetik mi?” başlıklı yazısında zamanımızın en yeni moda olgusu selfie’nin kültürel seçkinlerce eleştirildiğine; kaynağını yazı ile imge arasındaki kadim ikilikten alan bu eleştirinin yetersizliğine dikkati çekiyor. Yazıya karşı imgenin hep olumsuzlandığını, oysa yazıda bile anlamın imgeden geçerek oluştuğunu anımsatıyor. Gösteri toplumu eleştirisinde seçkin kültür taraftarlarının yaptığı gibi geçmiş nostaljisinin ağına takılıp kalmadan hem çağımız insanını hem de kültürel pratiklerini/eylemlerini anlamlandırmanın alternatif yollarının bulunmasını öneriyor. Alt ve üst sınıflara ait kültürel pratikler ve biçimler arasındaki hiyerarşileri yerinden eden selfie’nin de içinde yer aldığı self medya kullanımının bir 21. yüzyıl romantizminin habercisi olup olmadığını sorarken, bu yeni medyanın konvansiyonel medyanın dışlayan düzeneğine karşı alternatif bir kamusal alanın inşa edilmesine imkân tanıdığını ileri sürüyor. Ancak her moda olgusu için olduğu gibi selfie konusunda da dayatıcı bir iletişim ve görünürlük buyruğunun insanın özgürlüğünü genişlettiği yerde daraltabileceğini de unutmadan, “Sanal dünyada görünmesek ne olur?”diye sormayı da ihmal etmiyor.

Korkmaz Alemdar, “Artık Herkes Mutluluğunun Fotoğrafını Çekebilir” başlıklı yazısında yaşama renk katan; bireyin ailenin, kurumların, halkların tarihinin tanığı olan fotoğrafın sosyal medya(lar) aracılığıyla bir denetim aracına dönüşmesini irdeliyor. Fotoğraf makinesi ve ona takılı olan çubuk ABD’nin elinde bir orkestra şefinin çubuğuna dönüşmüş durumda; fotoğraf her zamanki gibi ânı kaydediyor ve ölümsüzleştiriyor; ama bu an asla mahrem kalmıyor artık.

Aydın Çam, “Vitrine Çıkmak: İmge Pornografisinin Yükselişi” başlıklı yazısında Nurdan Gürbilek’in ilk olarak 1988 yılında yayımladığı “Vitrinde Yaşamak” adlı denemesinden, özellikle de bu denemede yer alan “Acıyı vitrine çıkaranlar her zaman öteki olmayabilir. Bilfiil acı çekenler de artık yaşadıklarını seyirlik kılıyor” önermesinden yola çıkarak bir dizi soru soruyor. Tekniğin olanaklarıyla birlikte sanat alanına katılımın demokratikleştiği bir dönemde, bireyin hayatını bir sanat yapıtına dönüştürmesini ve öznenin kendini bu yapıtın merkezine koyarak vitrine taşımak istemesini nasıl anlamlandırmalıyız? Mahremiyetin tamamen göz ardı edildiği, ihtiyatın elden bırakıldığı bir kültürel düzen bize neyi vaat ediyor olabilir? Okura önermeler sunan bir yazı bu; cevabı okurun vermesini dileyen…

Varlık Eylül 2015 sayısında neler var?

Yorum bırakın

mailing

Dosya: “60. Yılında 6-7 Eylül Olayları” – Korkmaz Alemdar, Feridun Andaç, Ahmet Yaşar Akkaya

Edebiyat Gündemi: “Yücel Kayıran ve Son Akşam Yemeği” – Gülce Başer, Yaşar Güneş

Medya Notları: “Selfie: Yüce mi, Sefil mi?” –Nilgün Tutal, Korkmaz Alemdar, Aydın Çam

Yazılar: Adonis ile Söyleşi (Erkut Tokman) – André Breton, Jacques Vaché’yi Anlatıyor (Mehmet Rifat) – “İçimizdeki Şeytan”a Feminist Eleştirel Bir Bakış 3 (Hande Öğüt) – “Yapraklar Türkümüzü Söyler” (Murat Tuncel) – Retrospektif Bir Haydar Ergülen Okuması: Kabareden Emekli Bir ‘Kızkardeş’ (Oktay Yivli) – Ayna, Yas ve Fırtına Takvimi (Melike Belkıs Aydın) – Yazımsı (Haydar Ergülen) – Troya’da Ölmek (Halûk Sunat) – Yeni Şiirler Arasında (küçük İskender) – Yeni Öyküler Arasında (Hatice Meryem)

Şiir: Yüksel Pazarkaya, Cengiz Bektaş, Salih Bolat, Yusuf Alper, Didem Gülçin Erdem, Yiğit Karadavut, Kağan Uzuner, Mehmet Türel

Öykü: Altay Ömer Erdoğan, Tunç Kurt, Fatih Dağdelen

Varlık Kitaplığı: Sevgi Saygı ile Söyleşi (Halil Türkden) – Gürol Sözen ile Söyleşi (Merve Tellioğlu) – Çanakkale İçinde – Hüseyin Yurttaş (Hasan Akarsu) – Tekhnenin Harfi Tarifleri – Osman Olmuş (Halim Şafak ). Moskova Defteri:  Komünistler Moskova’ya! – Bahar Aslan (Ülkü Doğanay) – Acısı Bende Kalsın / Zeynep Altıok (Okan Yılmaz) – Kültür-Kimlik Ekseninde Türk Edebiyatı / Metin Turan (Fulya Çelik) – Korkuluklara Giysi Yardımı  – Nilay Özer (Soner Demirbaş) – Nazlı Karabıyıkoğlu ile Söyleşi (Volkan Çağan) – Özne Hayatı Konuşunca – Aytül Kasapoğlu (Zülal Güney) – Devlet – Platon (Yaşar Öztürk) – Şiir Günlüğü (Gültekin Emre) – Yeni Yayınlar (Reyhan Koçyiğit)

Varlık bu ay da Bakış Açısı, Günler Geçer, Yeni Şiirler/Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü köşeleri, Semih Poroy’un çizimleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

%d blogcu bunu beğendi: