Medya Notları: “Sürüden misin, değil misin?” (Varlık, Ekim 2015)

Yorum bırakın

web

Korkmaz Alemdar “Sürüden Ayrılmak” adlı yazısında, hep yinelenen “sürüden ayrılma” tembihin izini toplumsal tarihimizde sürüyor. Osmanlı döneminin mahallede sükûneti sağlama yöntemlerine işaret ederken, yakın tarihli medya vakalarına değinerek, basın ve televizyonun kitlenin özgünlüğünü siyasi iktidarla girdiği işbirliğiyle nasıl tarumar ettiğini anlatıyor. Bunların yanı sıra Umberto Eco’nun Gülün Adı adlı romanına uğrayıp, her tekrarın sadece kitlesel olarak tüketilen ve sürüye bağımlılığı pekiştiren klişeler üretmek anlamına gelmeyeceğini, özgünlük kaynağı da olacağını ileri sürüyor. Medyanın bundan çıkaracağı dersler olduğunu vurguluyor.

Nilgün Tutal “Soyguncu Bir Aşk Bu” adlı yazısında Kiralık Aşk, İnadına Aşk, Çilek Kokusu, Güneşin Kızları gibi geçtiğimiz yaz her akşam izleyiciyle buluşan dizilerin aşkı temsil ediş tarzlarını inceliyor. Kitle kültürünün aşka biçtiği rolü tecimsel doruğuna taşıyan bu tv dizilerinin aşktan söz edişini filmlerin, romanların ve şiirlerin aşklarıyla sınıyor. Edebiyatın ve sinemanın görece daha az tecimsel eserlerinin ışığında soruyor: Farklılığı ve özgünlüğü araması buyrulan modern insan ne olmuştur da her ikisini faydacı aklın hükmüne teslim ederken duyguyu/aşkı bile bir vasatlığa yazgılı kılmıştır?

Kundera Gülüşün ve Unutuşun Kitabı’nda “Bazıları bir anaforda döne döne ölüp gider, bazıları da bir çağlayandan düşerek ezilirler,” diyordu (1988, s. 88). Aydın Çam ise “Hazır Giyim – Farklılaşmaya Çalışırken Aynılaşmak” adlı yazısında anafora kapılmaktansa bir çağlayandan atlamayı tercih eden yazar Romain Gary’den yola çıkarak, doğduğumuz andan itibaren kuşandığımız hazır giyim kalıplarını sorgulamaya açıyor. Özgün kimliklerin yerini pastişlerin aldığı güvensizlik çağında, ekonomik, politik, kültürel ve toplumsal dayatmalar farklılıkların önünü kesiyor. Kapılıp gittiği anaforda özne, tüm keskin uçlarından arınarak yuvarlanıyor. Çam, hepimizi merkeze çağıran bu düzene karşı koymanın yollarını arıyor.

Reklamlar

Varlık’ta Bu Ay (Ekim 2015)

Yorum bırakın

mailing

Dosya: “İki büyük usta, iki büyük veda: Oktay Akbal – Tarık Dursun K.” – Ahmet Önel, Hüseyin Yurttaş, Semih Poroy, Feridun Andaç, İbrahim Yıldırım, Haluk Öner

Medya Notları: “Sürüden misin, değil misin?” –  Nilgün Tutal, Korkmaz Alemdar, Aydın Çam

Edebiyat Gündemi: “Abdülkadir Budak ve Kapalı Bir Açılım” – Yasin Erol, Yusuf Alper

Yazılar: Onlar Çeviriyi ve Çevirmeni Böyle Gördüler (Mehmet Rifat) – ‘Hayır!’ Dememenin İmkânsızlığını Tatmak ya da ‘Antigone’ (Halûk Sunat) – Tezer İçin (Sezer Duru) –  Ahmet Miskioğlu’nu Anlamak (Hasan Akarsu) – Knut Ødegård İskandinavya Edebiyatının Ragnar Lodbrok’u mudur? (Fatih Balcıoğlu) – Hüseyin Avni Cinozoğlu’nun Ardından: Safranbolu’da Tek Deniz Feneri Söndü (Betül Tarıman) –  “Faust”tan “Üstat ile Margarita”ya Şeytan ve Kadınlar (Nilüfer Altunkaya) – Facia 1890: Ertuğrul (İskender Pala) – Yeni Şiirler Arasında (küçük İskender) – Yeni Öyküler Arasında (Hatice Meryem)

Şiir: Gültekin Emre, Oya Uysal, İbrahim Oluklu, Mete Özel, Mutlucan Güvendir, Cuma Duymaz, Hüseyin Atabaş, Emel Koşar, Şakir Özüdoğru, M. Onur Kocabıyık, Cihad Özsöz

Öykü: Ümran Ersin, Behiç Ata

Varlık Kitaplığı: Nedim Gürsel ile Söyleşi (Funda Önkol) – Bir Yaratığın Akıl Almaz Ahlaksız Maceraları – küçük İskender  (Özkan Ali Bozdemir) – Şair ve Hakikat! – Hayati Baki (İlyas Tunç) – Elde Var Hikâye – Tarık Dursun K.  (İpek Baysan) – Modern Türkçe Şiir Antolojisi –  Orhan Kahyaoğlu (Serap Çakır) – Tanrım Beni Görünür Kıl – Nilüfer Önder (Gözde Aktürk) – Elif Türker ile Söyleşi (Melek Aydoğan) – Şiir Günlüğü (Gültekin Emre)

Varlık bu ay da Bakış Açısı, Yeni Şiirler/Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü köşeleri, Semih Poroy’un çizimleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

kitapyurdu.com’da 14 -20 Eylül tarihleri arasında haftanın yayınevi Varlık Yayınları

Yorum bırakın

kitapyurdu

%d blogcu bunu beğendi: