Varlık’ta Bu Ay (Kasım 2015)

Yorum bırakın

mailing

Dosya: “Güven Turan Şiiri” – Doğan Hızlan, Ali Galip Yener, Orhan Alkaya, Z. Betül Yazıcı, Yaşar Güneş

Edebiyat Gündemi: “Türk Şiirinin Gür Sesli Ablası Sennur Sezer” – Betül Dünder, Mustafa Çavuşoğlu, İsmail Afacan, Adnan Özyalçıner

Yazılar: “Roland’cılık ya da Barbarlık” (Mehmet Rifat) – 2015 Nobel Edebiyat Ödülü: Svetlana Aleksiyeviç (Gülce Başer) – René Char’ı Okumak (Serge Velay) – Osman Çetin Deniztekin (Filiz Nayır Deniztekin) – Yazmak/Okumak Özgürlük Alanım (Feridun Andaç)Metin Cengiz İçin 5 Parça Daha…  (Haydar Ergülen)Ben Giderim Batum’a (Çiğdem Ülker)Yahudi Kimliğine Yönelik Ötekileştirmenin Boyutları: “İğneli Fıçı” Örneği (Naim Atabağsoy)Sirenlerin Yalancısı / 13 (Ahmet Önel)Okurken (Sabit Kemal Bayıldıran)Not Defteri (Hüseyin Yurttaş)Çeviri Notları (Tozan Alkan)Yeni Şiirler Arasında (küçük İskender)Yeni Öyküler Arasında (Hatice Meryem)

Şiir: Enver Ercan, Akgün Akova, Halim Yazıcı, Tahir Abacı, Ültekin Mre, Betül Tarıman, Erdi Tokgöz, Uğur Demirkol, Hafize Çıvkın

Öykü: Muazzez Eser

Varlık Kitaplığı: Fergun Özelli ile Söyleşi (Merve Tellioğlu) – Buraları Rüzgâr, Buraları Yağmur – Selçuk Altun (Yankı Enki) – Dış Kapının Mandalı – Arzu Uçar (Adalet Çavdar)  – Tuz Açlığı – Mehmet Karaca (Hüseyin Peker) – Merleau-Ponty – Emre Şan (Yaşar Öztürk) – Seyit Göktepe ile Söyleşi (Hüseyin Köylü) – Mekândan Taşan Edebiyat – Turgay Anar (Fatma Yeşil) – Tanrım Beni Görünür Kıl –  Nilüfer Önder (Gözde Aktürk) – Kemik İnadı – Asuman Susam (Okan Yılmaz) – Küçük Amerika 2: Kumpas – Çetin Yiğenoğlu (Öner Yağcı) – Mehmet Batur ile Söyleşi (Gülce Başer) – İnsan Kendine de İyi Gelir – Ahmet Büke (Rahmi Gür) – Şiir Günlüğü (Gültekin Emre)

Varlık bu ay da Bakış Açısı, Günler Geçer, Okurken, Not Defteri, Çevirdim Dilim Yandı, Sirenlerin Yalancısı, Başlangıçlar… Karşılaşmalar… Kırılmalar, Yeni Şiirler/Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü köşeleri, Semih Poroy’un çizimleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

Reklamlar

Varlık’ta bu ay neler var? (Ekim 2015)

Yorum bırakın

Dört değerli edebiyatçıyı yitirdik geçtiğimiz ay.

Oktay Akbal ve Tarık Dursun K., 20. yüzyıl Türk edebiyatına öyküleri, romanları ve denemeleriyle çok önemli katkılarda bulunmuş iki büyük ustamızdı. Sadece yazdıklarıyla değil, kendilerinden sonra gelen kuşaklara kişilikleriyle de örnek oldular. Bundan sonra elbette yapıtlarıyla yaşayacaklar. Onlara bu sayının dosya konusu yaparak veda etmek istedik…

Diğer kayıplarımız ise yine değerli iki isim: Ahmet Miskioğlu ve Hüseyin Avni Cinozoğlu.

Ahmet Miskioğlu, Türkçe sevgisiyle ömrü boyunca edebiyatımıza hizmet verdi. TDK 12 Eylül Darbesi’yle kapatılınca 1987 yılından ölene kadar Türk Dili Dergisi’ni yayımladı. Ayrıca örgütçü kimliğiyle, ilerlemiş yaşına rağmen, denetleme kurulu başkanı olarak Türkiye Yazarlar Sendikası’nda büyük bir çalışma disipliniyle görev yaptığına yakından tanık oldum. Hüseyin Avni Cinozoğlu ise hep şair kaldı. Ama çok sıkı yazılar da yazdı. Gerçekten “Safranbolu’nun Tek Deniz Feneri”ydi…

Bu sayımızda hepsini saygıyla selamlıyoruz…

Mehmet Rifat yine önemli bir konuyu gündeme getirdi: Cicero’dan günümüze 40 yazarın çevirmen ve çeviri hakkında ne düşündüklerini sizler de merak ediyorsunuzdur. Tabii Nilüfer Altunkaya imzalı “‘Faust’tan ‘Üstat ile Margarita’ya Şeytan ve Kadınlar”ı, Halûk Sunat imzalı “Antigone”yi ve Çiğdem Ülker imzalı “Minsk”i de…

Ertuğrul firkateyni 125 yıl önce batmıştı. İskender Pala yıldönümünde anımızı tazeliyor ve “Beşiktaş’taki Ertuğrul semtinin bu hadise üzerine kurulduğunu, Ertuğrul Tekke Camii’nin de o şehitler anısına  yapıldığını bile unuttuk,” diyor.

“Medya Notları” bu sayıda “Bizim toplum insanına ‘sürüden’ ayrılmaması gerektiğini öğretir” diye başlıyor ve sürüden ayrılmak ya da ayrılmamak konusunu farklı boyutlarıyla tartışıyor.

“Edebiyat Gündemi”nin konuğu ise Abdülkadir Budak. Üç şairin yaşadığı bir evin babası. İyi şair!.. Bir şair hayatın içinden geçerek şiir yazıyorsa, gündelik hayatta yaşadıklarını şiirle gösterebilmeyi becerebiliyorsa, bana göre iyi şairdir o…

Dergi elbette bu kadar değil; şairleri var, öykücüleri var, kitap tanıtımları var.
Tabii ki Semih Poroy’u da var!

Kasım sayımızda görüşmek üzere…

Enver Ercan

mailing

2015 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’ni kazanan Arzu Uçar ve Mehmet Karaca’nın kitapları yayımlandı’

Yorum bırakın

varlik 2015 odul ilan

Tuz Açlığı / Mehmet Karaca

Yorum bırakın

TuzAcligi_on Kapak

 

2015 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’ne değer görülen Mehmet Karaca, “bir flütle bütün sesler çıkarılır” diyen, her yerde çağımız insanının dilini arayan, caddede karşıdan karşıya geçme halini bile travma olarak işleyen bir şair. Tuz Açlığı ise şaşırtıcı bir ilk kitap.

“kar yağıyor
bana bir tay verin. aşağılara inerim
bodrum katlara olan inancımı hızlı soyarım
nasıl soyulacaksa bir bluz gibi de olabilir
veya kürk. daha fazla inceldiğimi saklarım
inerim bir şey yokmuş, parmak gelmiş
bir parmağa kimsiniz derim şaşkınım
zil çalıyor Kont, kar yağarken kim gelebilir
kim dışarıyı evimizin belirlediğini söyleyebilir
bana bir tay verin. söylerim”

Mehmet Karaca, 1992’de Adana’da doğdu. 2015 yılında Mersin Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü’nden mezun oldu. Bir yıl misafir öğrenci olarak Gazi Üniversitesi’nde bulundu. Çocuk Edebiyatı üzerine çalışmalar yapıyor.  Şiirleri Varlık, Yasakmeyve, Akatalpa, Şiiri Özlüyorum, Akköy dergilerinde ve Kontra fanzinde yayımlandı. “Odada Kuş Kapanı” adlı şiir dosyasıyla 2014 Arkadaş Z. Özger Jüri Özel Ödülü’ne, Tuz Açlığı ile 2015 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’ne değer görüldü.

Dış Kapının Mandalı / Arzu Uçar

Yorum bırakın

DisKapininMandali_OnKapak

2015 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görülen Arzu Uçar, birbirlerini gören ama duymayan, duyan ama görmeyen karakterlerin ilişkilerini anlatırken eşyanın sessiz dilini kullanıyor, en sarsıcı duyguları bile sükûnetini kaybetmeden okura aktarıyor. Dış Kapının Mandalı sadece hayata pamuk ipliğiyle bağlı insanların değil, bir bakıma pamuk ipliğinin, yani nesnelerin de öykülerini içeriyor. Demirin soğuğu, şelalenin gürültüsü, bir bluzun kokusu, bir eldeki kahverengi lekeler kimlik kazanarak bizi peşlerinden sürüklüyor. Ama bütün yolculukların sonu yalnızlığa çıkıyor. Yalnızlığı delip geçecek sırrı ise kimse bilmiyor.

Yazarın deyişiyle, “‘Dış kapının mandalı’ öykülerimde var olduğu topluluktan bir şekilde uzaklaşmış ya da o toplulukta başkalarının hayatında etkin olarak hiçbir zaman var olamamış kişilerle ilişkilendirdiğim bir simge. Bu durum sadece yalnız olma durumu değil, varlığıyla başkalarına dokunamamak da bunun bir parçası. Ama her öyküde o insanların ‘dışarıda kalma’ biçimleri aynı değil. Karakterler ve olaylar değiştikçe yalnızlığın biçimi de, nedeni de değişiyor, bu durum öykünün duygusuna da yansıyor.”

Arzu Uçar, 1984’te Uşak’ta doğdu. Marmara Üniversitesi Matbaa Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans öğrenimini Kadir Has Üniversitesi Film ve Drama Bölümü’nde tamamladı.
Öyküleri Varlık ve Duvar dergilerinde yayımlandı. Dış Kapının Mandalı ile 2015 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görüldü.

%d blogcu bunu beğendi: