Dört değerli edebiyatçıyı yitirdik geçtiğimiz ay.

Oktay Akbal ve Tarık Dursun K., 20. yüzyıl Türk edebiyatına öyküleri, romanları ve denemeleriyle çok önemli katkılarda bulunmuş iki büyük ustamızdı. Sadece yazdıklarıyla değil, kendilerinden sonra gelen kuşaklara kişilikleriyle de örnek oldular. Bundan sonra elbette yapıtlarıyla yaşayacaklar. Onlara bu sayının dosya konusu yaparak veda etmek istedik…

Diğer kayıplarımız ise yine değerli iki isim: Ahmet Miskioğlu ve Hüseyin Avni Cinozoğlu.

Ahmet Miskioğlu, Türkçe sevgisiyle ömrü boyunca edebiyatımıza hizmet verdi. TDK 12 Eylül Darbesi’yle kapatılınca 1987 yılından ölene kadar Türk Dili Dergisi’ni yayımladı. Ayrıca örgütçü kimliğiyle, ilerlemiş yaşına rağmen, denetleme kurulu başkanı olarak Türkiye Yazarlar Sendikası’nda büyük bir çalışma disipliniyle görev yaptığına yakından tanık oldum. Hüseyin Avni Cinozoğlu ise hep şair kaldı. Ama çok sıkı yazılar da yazdı. Gerçekten “Safranbolu’nun Tek Deniz Feneri”ydi…

Bu sayımızda hepsini saygıyla selamlıyoruz…

Mehmet Rifat yine önemli bir konuyu gündeme getirdi: Cicero’dan günümüze 40 yazarın çevirmen ve çeviri hakkında ne düşündüklerini sizler de merak ediyorsunuzdur. Tabii Nilüfer Altunkaya imzalı “‘Faust’tan ‘Üstat ile Margarita’ya Şeytan ve Kadınlar”ı, Halûk Sunat imzalı “Antigone”yi ve Çiğdem Ülker imzalı “Minsk”i de…

Ertuğrul firkateyni 125 yıl önce batmıştı. İskender Pala yıldönümünde anımızı tazeliyor ve “Beşiktaş’taki Ertuğrul semtinin bu hadise üzerine kurulduğunu, Ertuğrul Tekke Camii’nin de o şehitler anısına  yapıldığını bile unuttuk,” diyor.

“Medya Notları” bu sayıda “Bizim toplum insanına ‘sürüden’ ayrılmaması gerektiğini öğretir” diye başlıyor ve sürüden ayrılmak ya da ayrılmamak konusunu farklı boyutlarıyla tartışıyor.

“Edebiyat Gündemi”nin konuğu ise Abdülkadir Budak. Üç şairin yaşadığı bir evin babası. İyi şair!.. Bir şair hayatın içinden geçerek şiir yazıyorsa, gündelik hayatta yaşadıklarını şiirle gösterebilmeyi becerebiliyorsa, bana göre iyi şairdir o…

Dergi elbette bu kadar değil; şairleri var, öykücüleri var, kitap tanıtımları var.
Tabii ki Semih Poroy’u da var!

Kasım sayımızda görüşmek üzere…

Enver Ercan

mailing

Reklamlar