Tüm dostlarımızı 2015 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri Töreni ve Varlık dergisi paneline bekliyoruz!

Yorum bırakın

TESAK-27Aralik_varlik

Varlık Aralık 2015 sayısında neler var? / Enver Ercan

Yorum bırakın

Aziz Nesin’i 100. Doğum Yıldönümü’nde anmak için hazırladığımız dosyada yazarın hem yazınsal, hem de toplumsal kimliğini bir kez daha irdelemeye çalıştık. Toplumsal kimliğine katkıda bulunacak bir anımı da aktarmak istiyorum bu vesileyle: 1983 yılında sıkıyönetim yasaları bütün şiddetiyle yürürlükteydi. Bir arkadaşımız Samsun’da kitap satarken gözaltına alınmıştı. Ben gençliğin heyecanıyla, arkadaşımı kurtarmak için fırlayıp Samsun’a gitmiştim. Samsun’a ayak basınca aklım başıma geldi. Ne yapabilirdim ki? Komutanlığa gitsem, kesin beni de içeri atarlardı. Kara kara düşünürken, Aziz Nesin’in imza gününe ilişkin bir afiş gördüm. Hemen oraya gittim. Durumu anlattım. Hemen imza masasından kalkıp, telefona gitti. Yanımda komutana şöyle dedi: “Yaptığınız doğru değil, hemen çıkarın!” Korkmadım diyemem. “Şimdi ikimizi de almaya gelir askerler,” diye düşünürken, yarım saat sonra arkadaşımı çıkardıkları haberi geldi. Böyle bir ağırlığı vardı Aziz Nesin’in. O gece Samsunlu avukatların davetlisi olarak Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la birlikte yemek yedik. İkisiyle de o gün tanıştım zaten.

Bu sayımızın kapağında ve dosya yazılarında vinyet olarak kullandığımız desen Barış Şehri’ye ait. Bu değerli çalışmasını bizlerle paylaştığı için teşekkür ederiz. Bugün böyle bir ağırlığı olan kaç yazar var, demeyeceğim; var, ama şiddet o kadar yürürlükteki sesini duyurması, bu sese karşılık bulması kolay değil. Peki yazara, sanatçıya böyle saygı duyan komutanlar var mı? Bu konuda emin değilim!..

Tam Aziz Nesin dosyasını hazırlıyorduk ki, Gülten Akın’ın ölüm haberi geldi. Şiirimizin “Ozana”sı epeydir rahatsızdı ama yine de beklemiyorduk. “Sabrın, direncin ve inceliklerin” şairini kendisine ayrılan sayfalarda Arife Kalender, Atilla Yaşrin ve Zeynep Uzunbay’ın yazılarıyla saygıyla selamlıyoruz.

Mehmet Rifat bu kez başyapıt kavramını değerlendiriyor ve dönemsel örnekler veriyor. Bakalım kaçını okudunuz?

Haydar Ergülen ise fotoğraf sanatçısı Oğuz Kurum’un çektiği fotoğraflardan yola çıkarak “Şair Bakış”ını yazmış. “Meğer şairler kedi gibi bakıyorlarmış!” diye başlıyor yazısına.

“Medya Notları”nda, son yıllarda güven yitimine uğrayan, hatta neredeyse artık ciddiye alınmayan gazeteciliği masaya yatırıyor Nilgün Tutal, Aydın Çam, İlke Şanlıer ve Korkmaz Alemdar.

İlk öyküsünü Varlık’ta yayımladığımız Süreyyya Evren yeni kitabı Bir Kaplumbağanın Bir Sincabın Boynunu Isırması için “Matrak bir kitap bu!” diyor. Bakalım okuyunca siz ne diyeceksiniz?

küçük İskender ve Hatice Meryem mi? Onlar yine bizimle birlikte. Yeni yılda da…

Bu sayıyla birlikte Semih Poroy bize veda ediyor. Nedenini sordum, “Yıllar önce, önümüzdeki ustalara bakıp, artık çekilmiyorlar ki, bize yer açılsın, derdim. Şimdi ben o konumdayım. Yerimi gençlere bırakmak istiyorum,” dedi. Saygıyla karşıladım. Şunu söylemek isterim: Bir çizer olmasına rağmen, pek çok yazar ve şairden daha fazla edebiyatı bildiğine ve çok incelmiş bir beğeniye sahip olduğuna yıllar içinde birçok kez tanık oldum. Tam 25 yıldır en zor şartlarda bile bize destek olmuş bu değerli dostumuza Varlık ailesi olarak teşekkür ediyoruz.

 

Medya Notları: Gazetecilik mi Kalemşörlük mü? (Varlık, Aralık 2015)

Yorum bırakın

Nilgün Tutal “Gazetecilik mi Kalemşörlük mü?” başlıklı yazısında medya organları ile egemen siyasi iktidar arasındaki bağı tarihsel sürekliliği içinde değerlendiriyor. Bu bağlamda 2015 yılı sonbaharının son iki ayında yaşanan Hürriyet gazetesinin ve gazeteci Ahmet Hakan’ın maruz kaldığı saldırıların Kemalist “eski” rejimle İslamcı “yeni” rejim çatışmasındaki yerini değerlendirirken, devletin güdümündeki düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların ve baskıların yanı sıra medya organlarının kimi zaman maddi kimi zaman başka çıkarları için siyasi ve askeri iktidarla işbirliği içinde yurttaşı manipüle etmekten hiç rahatsız olmadığının altını çiziyor. Ana akım içinde yer alan Aydın Doğan Medya Grubu’nun kendisine yönelik yıldırma politikalarına gösterdiği tepkiyi, aynı saldırılara alternatif ya da ana akım içinde yer almayan medya grupları ve gazetecileri uğradığında dile getirmemesinin, hatta sessiz kalmasının çok manidar olduğunu, ideolojik hegemonya mücadelesinde piyasanın ve devletin gücüne karşı çıkanların temsil rejiminin dışında bırakılmasında önemli bir işlev üstlendiğinin altını çiziyor. 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da yaşanan katliamı hala bir terör eylemi olarak adlandırmaya “zorlanan” ve gönüllü olan medyanın ifade ve düşünce özgürlüğünün siyasi iktidar tarafından baskı altına alınmasına karşı vereceği tepkinin de siyasi hegemonyayı elinde tutanlarla kendisinin tarihsel çıkara dayalı ortaklıklarıyla malûl olduğunu savunuyor.

Aydın Çam ve İlke Şanlıer Yüksel, “Türkiye’de Gazetecilik: (Er)Doğan Etkisi” başlıklı çalışmalarında tarihsel öncüllerine de temas ederek, Türkiye’de 2002’den itibaren gazetecilik alanında yaşanan dönüşümleri ele alıyorlar. Çalışmada medyanın ekonomi-politik eleştirisine göndermelerle birlikte, medya gruplarının çözülmesi ve yeniden şekillenmesine değinilirken bu sürecin gazetecilik anlayışı üzerindeki etkileri irdeleniyor. Bugün, mütehakkim politikalar karşısında mağduriyetiyle yeniden gündeme gelen Aydın Doğan’ın –Doğan Grubu’nun– Recep Tayyip Erdoğan’la onun 2002 yılında iktidarı devralmasıyla birlikte başlayan inişli çıkışlı ilişkisinin Türkiye’deki gazeteciliğe olan etkisine işaret etmeye çalışılıyor.

Korkmaz Alemdar “Medyaya Zorbalık Halka Zorbalık” başlıklı yazısında medyaya yönelik baskının gazetecilere yönelik fiziki zorbalığa evrilmesine 10 Ekim’de Ankara’daki barış mitinginin kana bulunmasının da eklenmesiyle Türkiye’de bir rejim sorunu olduğunun artık herkesin malûmu haline getirdiğini belirtiyor. Medyanın teknolojik gelişmelerle birlikte 1990’lı yıllarda Türkiye’de neredeyse birinci güç haline gelmiş olmasının siyasi iktidar sahiplerinin iştahını kabarttığını, bu iştahla siyasetçilerin medyayı ele geçirmeye, kullanmaya, manipüle etmeye daha da fazla yöneldiğinin altını çiziyor. Buna örnek olarak günümüzden otuz yıl önce Refah Partisi’nin1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini kazandığında Nurettin Sözen’in kurduğu Kanal 7’yi nasıl kullanıma hazır bulduğunu; Necmettin Erbakan’ın bu kanalı “algı operasyonları” açısından çok önemsediğini, Ahmet Hakan ile Zahid Akman’ın da bu kanalda yetişmiş gazeteciler olduğunu diğer örneklerin yanı sıra anımsatıyor.

Varlık’ta Bu Ay (Aralık 2015)

Yorum bırakın

mailing

Dosya: “Aziz Nesin 100 Yaşında” – Yüksel Pazarkaya, Feridun Andaç, Ali Yıldız

Medya Notları: “Gazetecilik mi Kalemşörlük mü?” – Nilgün Tutal, Aydın Çam, İlke Şanlıer, Korkmaz Alemdar

Edebiyat Gündemi: “Direncin ve İnceliklerin Şairi Gülten Akın”  –Arife Kalender, Atilla Yaşrin, Zeynep Uzunbay

Yazılar: Başyapıt Kavramı (Mehmet Rifat) – Şair Bakışı (Haydar Ergülen) – Okurken / 17 (Sabit Kemal Bayıldıran) – Sirenlerin Yalancısı / 14 (Ahmet Önel) – Doğumunun 100., Ölümünün 10. Yılında Arthur Miller: “Satıcının Ölümü” ve Amerikan Rüyası (Ferit Burak Aydar) – Behçet Necatigil Eserleri Sözlüğü I (Ali Özgür Özkarcı) – Süreyyya Evren ile Söyleşi (Arzu Uçar) –  “Bir Kaplumbağanın Bir Sincabın Boynunu Isırması” (Adalet Çavdar) – Çeviri Notları (Tozan Alkan) – Yeni Şiirler Arasında (küçük İskender) – Yeni Öyküler Arasında (Hatice Meryem)

Şiir: Yüksel Pazarkaya, Hüseyin Köse, Soner Demirbaş, Ersun Çıplak, Nesibe Ceyda Cevher, Hasan Ildız, Cemre Bedir

Öykü: Selçuk Orhan, Necdet Şevket Pamukyan

Varlık Kitaplığı: Hüseyin Su ile Söyleşi (Naime Erkovan) – İmparatorluklar Şehri İstanbul 1830 / J. F. Michaud ve J. J.F. Poujoulat (Yaşar Öztürk) – Özgürlük / Zygmunt Bauman (Tevfik Kalkan) – Tahir Abacı ile Söyleşi (Şeyda Alkan) – Veysel Çolak ile Söyleşi (Aslıhan Tüylüoğlu) – Şiir Günlüğü (Gültekin Emre)

Varlık bu ay da Bakış Açısı, Günler Geçer, Okurken, Çevirdim Dilim Yandı, Sirenlerin Yalancısı, Yeni Şiirler/Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü köşeleri, Semih Poroy’un çizimleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

%d blogcu bunu beğendi: