Aziz Nesin’i 100. Doğum Yıldönümü’nde anmak için hazırladığımız dosyada yazarın hem yazınsal, hem de toplumsal kimliğini bir kez daha irdelemeye çalıştık. Toplumsal kimliğine katkıda bulunacak bir anımı da aktarmak istiyorum bu vesileyle: 1983 yılında sıkıyönetim yasaları bütün şiddetiyle yürürlükteydi. Bir arkadaşımız Samsun’da kitap satarken gözaltına alınmıştı. Ben gençliğin heyecanıyla, arkadaşımı kurtarmak için fırlayıp Samsun’a gitmiştim. Samsun’a ayak basınca aklım başıma geldi. Ne yapabilirdim ki? Komutanlığa gitsem, kesin beni de içeri atarlardı. Kara kara düşünürken, Aziz Nesin’in imza gününe ilişkin bir afiş gördüm. Hemen oraya gittim. Durumu anlattım. Hemen imza masasından kalkıp, telefona gitti. Yanımda komutana şöyle dedi: “Yaptığınız doğru değil, hemen çıkarın!” Korkmadım diyemem. “Şimdi ikimizi de almaya gelir askerler,” diye düşünürken, yarım saat sonra arkadaşımı çıkardıkları haberi geldi. Böyle bir ağırlığı vardı Aziz Nesin’in. O gece Samsunlu avukatların davetlisi olarak Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la birlikte yemek yedik. İkisiyle de o gün tanıştım zaten.

Bu sayımızın kapağında ve dosya yazılarında vinyet olarak kullandığımız desen Barış Şehri’ye ait. Bu değerli çalışmasını bizlerle paylaştığı için teşekkür ederiz. Bugün böyle bir ağırlığı olan kaç yazar var, demeyeceğim; var, ama şiddet o kadar yürürlükteki sesini duyurması, bu sese karşılık bulması kolay değil. Peki yazara, sanatçıya böyle saygı duyan komutanlar var mı? Bu konuda emin değilim!..

Tam Aziz Nesin dosyasını hazırlıyorduk ki, Gülten Akın’ın ölüm haberi geldi. Şiirimizin “Ozana”sı epeydir rahatsızdı ama yine de beklemiyorduk. “Sabrın, direncin ve inceliklerin” şairini kendisine ayrılan sayfalarda Arife Kalender, Atilla Yaşrin ve Zeynep Uzunbay’ın yazılarıyla saygıyla selamlıyoruz.

Mehmet Rifat bu kez başyapıt kavramını değerlendiriyor ve dönemsel örnekler veriyor. Bakalım kaçını okudunuz?

Haydar Ergülen ise fotoğraf sanatçısı Oğuz Kurum’un çektiği fotoğraflardan yola çıkarak “Şair Bakış”ını yazmış. “Meğer şairler kedi gibi bakıyorlarmış!” diye başlıyor yazısına.

“Medya Notları”nda, son yıllarda güven yitimine uğrayan, hatta neredeyse artık ciddiye alınmayan gazeteciliği masaya yatırıyor Nilgün Tutal, Aydın Çam, İlke Şanlıer ve Korkmaz Alemdar.

İlk öyküsünü Varlık’ta yayımladığımız Süreyyya Evren yeni kitabı Bir Kaplumbağanın Bir Sincabın Boynunu Isırması için “Matrak bir kitap bu!” diyor. Bakalım okuyunca siz ne diyeceksiniz?

küçük İskender ve Hatice Meryem mi? Onlar yine bizimle birlikte. Yeni yılda da…

Bu sayıyla birlikte Semih Poroy bize veda ediyor. Nedenini sordum, “Yıllar önce, önümüzdeki ustalara bakıp, artık çekilmiyorlar ki, bize yer açılsın, derdim. Şimdi ben o konumdayım. Yerimi gençlere bırakmak istiyorum,” dedi. Saygıyla karşıladım. Şunu söylemek isterim: Bir çizer olmasına rağmen, pek çok yazar ve şairden daha fazla edebiyatı bildiğine ve çok incelmiş bir beğeniye sahip olduğuna yıllar içinde birçok kez tanık oldum. Tam 25 yıldır en zor şartlarda bile bize destek olmuş bu değerli dostumuza Varlık ailesi olarak teşekkür ediyoruz.

 

Reklamlar