cercialan_onkapak

2016 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görülen Gamze Arslan, sadece insanın insanla ilişkisine değil, çevresindeki her şeyle bağına odaklanan genç bir yazar. Arslan’ın öykülerinde hayvanlar, tarihî yapılar, beden uzuvları ruh ve dil kazanarak bizimle konuşuyorlar. Ama bu öykü dünyasında her ilişki bir düğüm, yalnızlığın sürüklediği bir çıkmaz sokak adeta; okur hep bir sırrın çözülüşüne tanıklık etse de, varoluşun kökenindeki açmazlarla karşılaşıyor.

Çerçialan’da kurgusu sağlam, tanıklığın gerilimiyle yüklü, sonu sürprizli öyküler var, ancak bu sürprizler pek sevindirici değil, birbirinden ayrılmaz sanılan şeyler bazen bir bıçak darbesiyle kopup gidiyor.

Annem üzerime yürüdü, saçlarımı yoldu. Neredeyse yarısından fazlasını yolmayı başardı. Canımı zor kurtardım. Babamla nasıl görüşürdüm, bize yaptıklarını ne çabuk unutmuştum. Annem bir canavara dönmüştü. Hızla mutfağa kaçtım ve çekmeceden aldığım bıçağı anneme doğrulttum. Yaklaşmamasını söyledim. Ana yüreği hiç söz dinler mi, evladının yapamayacağını düşündü… Küt! Annem yere düştü. Bıçak midesinde, en derinine kadar saplanmış. Bir ara ‘ekmekleri kesemiyorum bununla’ diye bana söylendiği bıçak. Ne nazlı kadın, bak kesiyormuş işte.

Reklamlar