Varlık- Kasım 2018/ Editörden: “edebiyatı ülkemizin güncel sorunlarından bağımsız düşünmediğimiz gibi, diğer sanatlardan da ayırmıyoruz”

Yorum bırakın

Türkiye’nin kültürel, sosyal, siyasi gündemiyle doğrudan ilgili dosyalar hazırlıyoruz, bu nedenle eleştiriler de alıyoruz tabii ki, hepsine kulak veriyoruz, ancak “Bir edebiyat dergisinde bunların ne işi var,” diyenler Varlık olarak kuruluşumuzdan bu yana toplumsal yaşamımızı etkileyen meselelerle, ülkemizde değişen ve yaygınlaşan kültürel olgularla ilgilendiğimizi unutmasınlar lütfen. Ayrıca dergimizde resimden sinemaya, güncel sanattan tiyatroya pek çok alanda deneme ve söyleşilere yer veriyoruz, çünkü edebiyatı ülkemizin güncel sorunlarından bağımsız düşünmediğimiz gibi, diğer sanatlardan da ayırmıyoruz. Varlık, merkezinde edebiyat olduğu için tüm bu alanlara açık bir dergi. Varlık’ı belli bir kategorinin altında düşünüp, geleneksel beklentilerle yargılamak, onun başka dergilere benzemesini beklemek doğru olmaz.

Varlık’ı editörün dergiye gelen yazılardan yaptığı bir seçki sananlar var. Evet, elbette, bazı yazıları bize gönderilenler arasından seçiyoruz, ama her ay ana dosya bölümünde yer alacaklar başta olmak üzere pek çok yazı için yazarlarla görüşüyor, tartışıyoruz. Ayrıca Varlık gibi merkez bir dergi mümkün mertebe nesnel olmak ve Türk edebiyatının günümüzdeki durumunu yansıtacak oranda birbirinden farklı karakterde şiir, öykü ve yazılar yayımlamak zorundadır. Kısacası Varlık’ı tek bir kişinin tamamen kendi beğenisine göre şekillendirdiği bir dergi olarak düşünmek doğru değil.

İşte saydığımız tüm bu nitelikleri taşıyan bir Varlık dergisi ile karşınızdayız Kasım ayında da. Dosya konumuz: “Kanaat Toplumunda Yaşamak”.  Eleştirel düşüncenin değil, medya ve siyasetin şekillendirdiği kanaatlerin egemen olduğu bir toplumda hangi tartışmanın, hangi seçimlerin gerçekliğinden bahsedebiliriz ki… Dosyamızda aklın ve sözün alanından çıkartılıp güçlüler lehine oluşturulan kanaatlerin zeminini sorguluyoruz.

37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı Selim İleri. Edebiyat Gündemi köşemizde Murat Batmankaya uzun süredir emek verdiği “Selim İleri Sözlüğü”nün çok değerli bir bölümünü paylaşıyor okurlarımızla.

Eskişehir Uluslararası Film Festivali’nin bu yıl yirmincisi düzenleniyor. Kültür Gündemi köşemizde İncilay Cangöz’ün festival yönetmeni Serhat Serter ile yaptığı aydınlatıcı söyleşi umarız benzer girişimlere ilham verir. Serter, bir festivalin tüm zorluklara rağmen nasıl bugünlere geldiğini ayrıntılarıyla ortaya koyuyor.

Başka konuklarımız da var: Rumeysa Kiger’in hazırladığı Güncel Sanat köşesinde Necla Rüzgâr ve Gülçin Aksoy, İsmail Doruk’un hazırladığı Edebiyat ve Sinema köşesinde Turgut Yasalar, Burak Süme’nin hazırladığı Tiyatronun Köşetaşları’nda Zihni Göktay… Mehmet Rauf’un Kâbus’undan “Devrim Erbil Resminde Ağaçlar”a dek geniş bir yelpazede yer alan inceleme yazılarını, şiirleri, öyküleri burada anmaya sanırız gerek yok.

İyi okumalar dileğiyle, Aralık sayımızda buluşmak üzere.

Mehmet Erte

Reklamlar

Varlık’ta Bu Ay (Kasım 2018)

Yorum bırakın

Dosya: “Kanaat Toplumunda Yaşamak” − Nilgün Tutal, Sarphan Uzunoğlu, Aydın Çam, Korkmaz Alemdar

Kültür Gündemi: 20. Yılında Eskişehir Film Festivali − Serhat Serter, İncilay Cangöz

Edebiyat Gündemi: “Selim İleri Sözlüğü” − Murat Batmankaya

Yazı: Sonbahar Güncel Sanat Sezonundan İki Güçlü Sergi (Rumeysa Kiger) − Devrim Erbil Resminde Ağaçlar (Yalın Alpay) − Edebiyatın Ufak Tefek Yararları Üzerine (İrem Kargıoğlu) − “Kopoy”dan “Ajar”a Barış Andırınlı’nın Kendine Saklanan Tenha Kahramanları (Hande Balkız) − Cumhuriyet Döneminde ‘Erkekliğin’ Hastalıklı/Patetik Hallerine Açılan Bir Roman Örneği: Mehmet Rauf’un “Kâbus”u (Tamer Kütükçü) − Sinema ve Edebiyat: Turgut Yasalar ile Söyleşi (İsmail Doruk) − Tiyatronun Köşetaşları: Zihni Göktay ile Söyleşi (Burak Süme) − Metnin Yapılandırılması (Feridun Andaç) − Okurken (Sabit Kemal Bayıldıran) − Yeni Şiirler Arasında (Şeref Bilsel) − Yeni Öyküler Arasında (Jale Sancak)

Şiir: Sir Philip Sidney, Hüseyin Yurttaş, Kenan Sarıalioğlu, Osman Serhat Erkekli, Nazmi Ağıl, Hülya Deniz Ünal, Hüseyin Akın, Elçin Sevgi Suçin, Engin Sustam, Selma Cengiz, Ayşen Sarıbaş, Murat Narcı, Örsan Gürkan

Öykü: Zafer Doruk, Alper Beşe, Müge Oskay, Hürer Ebeoğlu, Hakan Unutmaz

Desen: G. Öykü Doğan

Varlık Kitaplığı: Uçan Kız Volante – Karin Karakaşlı (Ayşe Yazar) − Köpekbalıklarının Kayıp Şarkıları – Raşel Meseri (Haluk Göl) − Kapitalizmin Tarihi – Jürgen Kocka (Gülden Can) − Terkediş – Abdulrazak Gurnah (Hazal Bayat) − Ku’yu – Ahmet Bozkurt (Soner Demirbaş) − Gültekin Emre ile “Sere Serpe” Üzerine Söyleşi (Mevlüt Ceylan) − Willnot Kasabası – James Sallis (Tolga Aras) − Küresel Haberler (Zeynep Şen)

Varlık bu ay da Güncel Sanat, Edebiyat ve Sinema, Tiyatronun Köşetaşları, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü, Küresel Haberler köşeleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

Zeynep Şen dünyadan edebiyat olaylarını Varlık dergisi okurlarına duyurmaya devam ediyor. “Küresel Haberler” her ay Varlık’ta.

Yorum bırakın

Gültekin Emre, “Şiir Günlüğü”nü Varlık’ta yayınlamayı sürdürüyor.

Yorum bırakın

Şaşırdım Yahya Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” şiirindeki, çoktan unutup gittiğim şu dizeyle karşılaşınca: “Bursa’dan, Konya’dan, İzmir’den, uzaktan uzağa”. Eskilere dalıp giden Yahya Kemal, dizesinin sonunun, yıllar sonra Sina Akyol ile ortak şiir kitabımıza ad olacağını nereden bilebilirdi. Üstadın bu dizesi ne benim ne de Sina’nın aklına geldi.

Varlık dergisinin Ekim 2018 sayısında Arife Kalender “Yağmur Sandım Kendimi” üzerine Ümit Yıldırım’ın sorularını yanıtlıyor.

Yorum bırakın

Özgürlük beyni, yüreği doldurduğu gibi, ötesine de geçmeyi sağlar. Bir söyleşide “Sanat, sınırların aşıldığı yerde başlar” demiştim. Yazabilmek için dinden, ırktan, renkten ve cinsiyetten arınmak gerektiğini öğrendim. Ölümü yazmak için bile, onun yakınına gidip tanımak ve sonra da ondan uzaklaşarak yazmak gerekiyor.

M. Taha Tunç, Matthias Eckoldt’un “Beynin ve Zihnin Kısa Tarihi” adlı kitabını değerlendiriyor. Varlık dergisinin Ekim 2018 sayısında.

Yorum bırakın

“Elektrik” kavramının olmadığı, “sinir” denen ağın bilinmediği bir dönemden bunların çok ötesine geçildiği düşünülen günümüze değin beyne ve zihne dair bilgimiz ne kadar ilerlemiş olabilir? Matthias Eckoldt’un Almancası henüz 2016 yılında yayımlanmış olan Beynin ve Zihnin Kısa Tarihi. Duygular ve Düşünceler Nasıl Oluşur? adlı kitabını, üzerinden iki yıl bile geçmeden Almancadan yapılmış çevirisiyle okuma fırsatı buluyoruz. Eckoldt’un anlattığı bu tarihsel serüveni salt bir ilerleme olarak mı okumalı, yoksa bu serüvenin farklı bir ifadesi mümkün olabilir mi?

Varlık dergisinin Ekim 2018 sayısında Hülya Soyşekerci, Ahmet Büke’nin romanı “Gökçe’nin Yolu”nu değerlendiriyor.

Yorum bırakın

Gökçe’nin Yolu, bir “büyüme romanı”. Gökçe de bu tarz romanlardaki kahramanların gizemli yolculuğuna çıkıyor, adım adım ilerlerken, yola çıkma, ilerleme, yol boyu zorluklarla mücadele, yardımcı kişilerle karşılaşma, dostluklar kurma, zorlukları yenme, güçlenme, korkuları aşarak kendini bulma, büyüme, evine dönme gibi aşamalardan geçiyor. Ahmet Büke, masal, destan ve hikâyelerde yüzyıllardır süregelen “yol, yolcu, yolculuk” ögelerini Gökçe’nin Yolu’nda modern bir yaklaşımla işliyor ve küçük kızın iç dünyasının gelişimini bütün canlılığıyla gösteriyor.

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: