Zeynep Şen dünyadan edebiyat olaylarını Varlık dergisi okurlarına duyurmaya devam ediyor. “Küresel Haberler” her ay Varlık’ta.

Yorum bırakın

Reklamlar

Gültekin Emre, “Şiir Günlüğü”nü Varlık’ta yayınlamayı sürdürüyor.

Yorum bırakın

Şaşırdım Yahya Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” şiirindeki, çoktan unutup gittiğim şu dizeyle karşılaşınca: “Bursa’dan, Konya’dan, İzmir’den, uzaktan uzağa”. Eskilere dalıp giden Yahya Kemal, dizesinin sonunun, yıllar sonra Sina Akyol ile ortak şiir kitabımıza ad olacağını nereden bilebilirdi. Üstadın bu dizesi ne benim ne de Sina’nın aklına geldi.

Varlık dergisinin Ekim 2018 sayısında Arife Kalender “Yağmur Sandım Kendimi” üzerine Ümit Yıldırım’ın sorularını yanıtlıyor.

Yorum bırakın

Özgürlük beyni, yüreği doldurduğu gibi, ötesine de geçmeyi sağlar. Bir söyleşide “Sanat, sınırların aşıldığı yerde başlar” demiştim. Yazabilmek için dinden, ırktan, renkten ve cinsiyetten arınmak gerektiğini öğrendim. Ölümü yazmak için bile, onun yakınına gidip tanımak ve sonra da ondan uzaklaşarak yazmak gerekiyor.

M. Taha Tunç, Matthias Eckoldt’un “Beynin ve Zihnin Kısa Tarihi” adlı kitabını değerlendiriyor. Varlık dergisinin Ekim 2018 sayısında.

Yorum bırakın

“Elektrik” kavramının olmadığı, “sinir” denen ağın bilinmediği bir dönemden bunların çok ötesine geçildiği düşünülen günümüze değin beyne ve zihne dair bilgimiz ne kadar ilerlemiş olabilir? Matthias Eckoldt’un Almancası henüz 2016 yılında yayımlanmış olan Beynin ve Zihnin Kısa Tarihi. Duygular ve Düşünceler Nasıl Oluşur? adlı kitabını, üzerinden iki yıl bile geçmeden Almancadan yapılmış çevirisiyle okuma fırsatı buluyoruz. Eckoldt’un anlattığı bu tarihsel serüveni salt bir ilerleme olarak mı okumalı, yoksa bu serüvenin farklı bir ifadesi mümkün olabilir mi?

Varlık dergisinin Ekim 2018 sayısında Hülya Soyşekerci, Ahmet Büke’nin romanı “Gökçe’nin Yolu”nu değerlendiriyor.

Yorum bırakın

Gökçe’nin Yolu, bir “büyüme romanı”. Gökçe de bu tarz romanlardaki kahramanların gizemli yolculuğuna çıkıyor, adım adım ilerlerken, yola çıkma, ilerleme, yol boyu zorluklarla mücadele, yardımcı kişilerle karşılaşma, dostluklar kurma, zorlukları yenme, güçlenme, korkuları aşarak kendini bulma, büyüme, evine dönme gibi aşamalardan geçiyor. Ahmet Büke, masal, destan ve hikâyelerde yüzyıllardır süregelen “yol, yolcu, yolculuk” ögelerini Gökçe’nin Yolu’nda modern bir yaklaşımla işliyor ve küçük kızın iç dünyasının gelişimini bütün canlılığıyla gösteriyor.

Derya Çolpan, Betül Dünder’in son şiir kitabı “Unutmanın Kısa Tarihi” üzerine bir inceleme yazısı ile Varlık dergisinin Ekim 2018 sayısında.

Yorum bırakın

Betül Dünder, Unutmanın Kısa Tarihi’ni bir “akıl defteri” olarak yazmış belli ki. Yaşamının bir dönemine ait ayrıntıları doldurmuş içine. Kendini evlere kapamış, duvarlar örmüş de oralarda pencereler aramış: “bir kadın en çok nedir/ kapısını evin kapattıktan sonra”. Eve kapanmak unutmak, pencereler aramak ise hatırlamak olmuş: “Öyle bir sabahtı karar veremedim önce /bilemedim hangi pencereyi açacağımı”; “insan sevilmek istiyor, tuhaf/ bakınca açılmamış bir pencerenin ardından/ aksiyle karşılaşıyor insan”. Unutmak ve hatırlamak karşıtlığı üzerine kurulu gibi duran dizelerin bir bütünü tamamladığı gözleniyor, bir pencerenin ardında kendi aksiyle karşılaşan insanın, aksiyle tamamlanması gibi. Hangisinin kendi olduğunu bilememesi gibi…

Pınar K. Üretmen “Sanatın Gölgedeki Kadınları” adlı derleme üzerine bir inceleme yazısı ile Varlık dergisinin Ekim 2018 sayısında.

Yorum bırakın

Sanatın Gölgedeki Kadınları, öncelikli olarak ait olduğumuz coğrafyadaki kadın tarihine ve kadın sanatına dair bir katkı sunmayı hedefliyor. 19. yüzyıl ortasından 20. yüzyıl ortasına kadar olan yüzyıllık dönemde yaşamış, üretmiş, sanatsal yaratı evrenine dahil olmuş ancak adları tarihin sanatçıları arasında anılmayan, unutturulan, yok sayılan kadın sanatçılara kapı aralayan, onları tarihsel anlatının görünür alanına taşıyan bir çalışma. Sanatın birçok alanında var olma savaşı vermiş, yaşadığı dönemde erkek egemen platformda yer alma başarısını göstermiş kadınlara dair bir vefa borcu da denebilir. Aynı şekilde bugünün ve geleceğin kadın sanatçılarının tarihe geçebilmesi adına değerli bir uğraş.

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: