Betül Dünder, Unutmanın Kısa Tarihi’ni bir “akıl defteri” olarak yazmış belli ki. Yaşamının bir dönemine ait ayrıntıları doldurmuş içine. Kendini evlere kapamış, duvarlar örmüş de oralarda pencereler aramış: “bir kadın en çok nedir/ kapısını evin kapattıktan sonra”. Eve kapanmak unutmak, pencereler aramak ise hatırlamak olmuş: “Öyle bir sabahtı karar veremedim önce /bilemedim hangi pencereyi açacağımı”; “insan sevilmek istiyor, tuhaf/ bakınca açılmamış bir pencerenin ardından/ aksiyle karşılaşıyor insan”. Unutmak ve hatırlamak karşıtlığı üzerine kurulu gibi duran dizelerin bir bütünü tamamladığı gözleniyor, bir pencerenin ardında kendi aksiyle karşılaşan insanın, aksiyle tamamlanması gibi. Hangisinin kendi olduğunu bilememesi gibi…

Reklamlar