Barış Erbil, Yersiz Kumpanya’nın sahneye koyduğu “Unutulan” adlı oyun üzerine yazdı. Varlık dergisinin Temmuz 2019 sayısında.

Yorum bırakın

Zaman bir kavram olarak hayata dair birçok şeyin hatırlatıcısıdır bize. Süregelen zaman içinde toplumsal kimliğimizin yaşadığı değişimi özümseriz, olağanlığı sorgulamadan akışına bırakırız genellikle. Peki zaman kavramı kaybolursa ve kendimizi bir kenarda unuttuğumuz sorgulamaların karşısında bulursak ne hissederiz? İşte tam bu noktada Yersiz Kumpanya’nın izleyicilerle buluşturduğu, Sanem Öge’nin yönetmenliğini yaptığı, Elif Ongan Tekçe’nin kaleme alıp aynı zamanda Burçak Karaboğa Güney ile birlikte sergilediği oyunculukları ile bize kendi zamansızlığı içinde zamanı unutturan Unutulan isimli, iki Ermeni kadının bu zamansızlık içinde toplumsal yerlerini ve kimliklerini sembollerle sorgulayan oyun bizi bu hislerle baş başa bırakıyor.

Reklamlar

Rumeysa Kiger, küratör Yaren Akbal ile “Oradaydı” sergisi üzerine bir söyleşi yaptı. Varlık dergisinin Temmuz 2019 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum bırakın

İstanbul’daki güncel sanat galerileri yavaş yavaş son sergilerini açarak sezonu kapatırken, ele aldığı konu ve görsel gücüyle dikkat çekenlerden biri de Daire Sanat Galeri’deki “Oradaydı” sergisiydi. Yalnızca dört sanatçının dört sanat yapıtından oluşsa da, ziyaretçisine görsel ve düşünsel bir tatmin sağlayan bu sergi, aynı zamanda genç bir küratör ve onun seçtiği dört genç sanatçının işlerine yer vermesi bakımından da önemliydi. Rumeysa Kiger, acı çekmek, acının içinden düşünmek ve her şeye rağmen umudu kaybetmemek gibi fikirler etrafında şekillenen sergiyle ilgili sorularını küratör Yaren Akbal’a soruyor.

“Serginin ismi “Oradaydı”, özneyi yani insanı niteliyor aslında. Karşılaşılan bir durum sonrasında, o andan etkilenen öznenin, orada olma, olmama ve olmak istememe halini sorgulatıyor, yüzleştiriyor, tanıklık ettiriyor ve hatırlatıyor.”

Gülüş G. Türkmen, Varlık dergisinin Temmuz 2019 sayısında “Knausgaard’ın Eserleri Bir Selfie’den mi İbaret?” diye soruyor.

Yorum bırakın

Kavgam yayımlandı ve Knausgaard’ın kendi özel hayatıyla kavgası başladı! Aile sırlarını, cinsel hayatını yazdığı için ailesi tarafından dava edildi, karısı ondan ayrıldı. Amcası Gunnar, ona yayını durdurmasını emretti. Kendisi, olayları hiç de onun hatırladığı gibi hatırlamıyordu. Knausgaard o gün bir yandan editörünü arama çabaları içindeyken, bir yandan da çocuklar için balık kızartmaya çalıştığını anlatıyor. Peki, bunu neden yaptı? Yani neden hayatını bu denli detaylı biçimde bizlere sunmak istedi?

Varlık dergisinin Temmuz 2019 sayısının dosya konusu “Sanat ve Politika”

Yorum bırakın

Varlık dergisinin Temmuz sayısında sanat ile politika arasındaki bağları sorgulama fikri güncel bir gelişmeden doğdu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline giden süreçte demokrasi adına sanatçıların, hatta bu kez televizyon ve müzik dünyasından ünlü isimlerin söz alması, tepkisini göstermesi olumlu karşılandı. Batı’da olduğu gibi bizde de eşitsizlik sorunu fazla aşikârlaştığında önce okumuş yazmış, eli kalem tutanlardan, sanatçılardan duruma müdahale etmeleri bekleniyor. Bu bağlamda politika ile sanatçı arasındaki bağı kamusal tartışmayı biraz zenginleştirecek şekilde ele alalım istedik.

Rancière, duyumsanabilir olanın dağılım (Le partage du sensible) biçimi olarak sanat ve politikanın bağını, bu ilişkiyi tanımlayan şeyde estetiğin rolünü tartışır. Duyumsanabilirin dağılımı, paylaşımı ile beraber neyin görünür olup olmadığı, neyin konuşulabilir olup olmadığı da belirlenerek toplumsal roller paylaştırılır. Bu anlamda, dosyaya farklı bir bağlamdan, politikanın estetikliği meselesinden, “Jacques Rancière: İnsan şairde nasıl ikamet eder?” başlıklı yazısıyla bakan Nilgün Tutal, Rancière’den hareketle estetiğin sanatçılar veya şairlerden önce politikanın sorunu olduğu konusunu masaya yatırıyor. Rancière’in yaptığı üç sanat rejimi ayrıştırmasıyla estetikten ne kastedildiğini açıklayan Tutal, sanat ve politika ilişkisinin, uzlaşılmaz olanın geriliminin sanatı dönüştürebileceğine, yeni bir boyuta vardırabileceğine bu düşünceler ışığında işaret ediyor.

Niye başkaları bizi kapsayan sorunlar hakkında konuşmak için bizden daha ehil olsun ki? diye de sormak gerekir. Bu soruya Mehmet Özkan Şüküran cevap arıyor. “Zamanlarının Çocuğu Olarak Sanatçı” yazısında Şüküran, sanatçının başkası adına ve çağrılma üzerine konuşma hakkını sorguluyor. Öncelikle entelektüel ve içinde bulunduğu zamanın çocuğu addedilen sanatçının gerçeği egemene karşı söylemesiyle somutlaşan temsil hakkını nereden aldığını tartışıyor.

Politika ile eser arasındaki ilişkiyi incelemek üzere Oğuzhan Yeşiltuna, Mario Vargas Llosa’yı seçiyor. “And Dağları’nda Sanat ve Siyaset: Akışkan Bir Ayaklanma Olarak Mario Vargas Llosa’nın Edebî Yaşamı” başlıklı yazısında Küba Devrimi sonrasında politika bağlamında anlam kazanan Latin Amerika Boom kuşağını ele alıyor, Llosa’nın eserleri ve fikirlerindeki değişimin izini edebî ve siyasi yaşamından örneklerle tartışıyor.

Musab Oğuz sanat ve politika konusunu Linç ve Pinokyo bağlamı üzerinden tartışmayı hedeflediği  “Tanrı’nın Sopası Yok ya da Pinokyo’nun Uzayan Burnu” başlıklı yazısında şöyle soruyor: Kendilerini gerçeğin koruyucusu addeden politikacılar ya da diğer büyük güç sahiplerinin burunları her yalan söylediklerinde uzasaydı bu denli bir yalanlar ve çarpıtmalar gerçekliğinde yaşıyor olur muyduk?

İncilay Cangöz sanatın dar bir kesimin yaşam evreni olarak görüldüğü ülkemizde kitle medyasında sanat ve kültür haberciliğine nasıl yaklaşıldığını inceliyor. “Kültür-Sanat Haberciliğinin Düşüşü” adlı yazısında kısa bir tarihçesini sunduğu kültür-sanat haberciliğinin yakın tarihte düşüşe geçmesinin nedenlerini ele alıp, Türkiye’de hiçbir zaman parlak bir döneminin olmadığını ifade ediyor. Türkiye’nin özgül dinamikleri açısından kültür-sanat haberciliğinde edebiyat ve televizyon formlarının daha fazla haberleştirildiğini; kültür endüstrisinin işleyiş kuralları gereği de kültür-sanat haberciliğindeki yüzeyselleşmenin şaşırtıcı olmaması gerektiğini vurguluyor.

İyi okumalar.   •

Varlık’ta Bu Ay / Temmuz 2019

Yorum bırakın

2019 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri

1933’ten günümüze özenle sürdürdüğümüz ‘edebiyatımıza yeni değerler kazandırma’ çabasıyla 86. yılımızda da edebiyatseverleri yeni imzalarla buluşturuyoruz.

Şiir dalında Zeynep Uzunbay, Sina Akyol, Abdülkadir Budak, Metin Cengiz ve Salih Bolat’tan oluşan seçici kurul yaptığı değerlendirme sonucu ödülü oy çokluğuyla Eşref Yener’in “Döndüğümde Yoktum” adlı dosyasına verirken; Anıl Cihan’ın “Daha Önce Ölmüş müydük” adlı dosyasını ‘dikkate değer’ buldu.

Öykü dalında Nursel Duruel, Feyza Hepçilingirler, Hatice Meryem, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Feridun Andaç’tan oluşan seçici kurul, ödülü oybirliğiyle Batuhan Aşıktoprak’ın “Kurdun Postu” adlı dosyasına verirken; Behiç Ata’nın “Baban Askerdi O zamanlar”, Tuna Özkurt’un “Çıngıraklı Kahkaha” adlı dosyalarını ‘dikkate değer’ buldu.

Ödül alan ve “dikkate değer” bulunan isimlerin şiir, öykü ve söyleşilerini Varlık dergisinin Temmuz 2019 sayısında yayımlıyoruz.

Dosya: “Sanat ve Politika” – Nilgün Tutal, İncilay Cangöz, Mehmet Özkan Şüküran, Oğuzhan Yeşiltuna, Musab Oğuz

Yazı: Knausgaard’ın Eserleri Bir Selfie’den mi İbaret? (Gülüş G. Türkmen) – Hemingway’in Robert Jordan’ı Kimdir? (Taner Ay) – Feryal Tilmaç Öykülerinde Hayat / Sanat Kavşağı: İnsan ve Yalnızlığı (Hande Balkız) – Küratör Yaren Akbal ile “Oradaydı” Sergisi Üzerine Söyleşi (Rumeysa Kiger) – Yersiz Kumpanya: “Unutulan” (Barış Erbil) – Kimse Benden Halk Dalkavukluğu Beklemesin (Alper Çeker) – Durağan Figürlerin Akışkan Formları: Mahmut Aydın Heykelleri (Yalın Alpay) – Yeni Şiirler Arasında (Şeref Bilsel) – Yeni Öyküler Arasında (Jale Sancak)

Şiir: Tuğrul Tanyol, Serdar Ünver, Kadir Aydemir, Burak Demiryakan, Adem Üren, Ali Karan, Kader Balaban, Ferhat Asniya, Medine Mayıs Akın

Öykü: Burak Çavuş, Bekir Göl

Desen: Melike Kılıç

Varlık Kitaplığı: Feyza Hepçilingirler ile “Kar Altında Buğday Tanesi” Üzerine Söyleşi – Zeynep Yalçın Didem Gülçin Erdem ile “Boşluklara Doğru İlerleyelim” Üzerine Söyleşi (Nihat Özdal) – Sinan Özdemir ile “Üzüntü Sabit’i” Üzerine Söyleşi (Kemal Yavuzer) – Vuslat Çamkerten ile “Ona Çok Benziyorum” Üzerine Söyleşi (Sedat Demir) – Cihat Duman ile “Olma Borcu” Üzerine Söyleşi (Enes Kurdaş) – Lütfi Özgünaydın ile “Eğin Üçlemesi” Üzerine Söyleşi (Pınar Alpay) – “Güneşe Çağrı Aristokinos İsyanı” – M. Osman Akbaşak (Bahri Karaduman) – “İnadına Kadınım, Kadınsın, Kadınız” – Derl. Hande Baba (Nalan Yılmaz) – Şiir Günlüğü (Gültekin Emre) – Küresel Haberler (Zeynep Şen)

Varlık bu ay da Güncel Sanat, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında, Küresel Haberler köşeleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

2019 Yaşar Nabi Gençlik Ödülleri sonuçlarını açıklıyoruz

Yorum bırakın

Dergimizin yayına başladığı 1933 yılından bugüne kadar özenle sürdürdüğü ‘edebiyatımıza yeni değerler kazandırma’ çabası, 86. yılımızda da edebiyatseverleri yeni imzalarla buluşturuyor. Bu yıl şiir dalında Eşref Yener, öykü dalında ise Batuhan Aşıktoprak ödüle değer görüldü.

Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’ne katılım her yıl olduğu gibi yine yoğundu.

Şiir dalında ön elemeden geçirilerek seçici kurula sunulan dosyalar Kaan Eminoğlu, Sema Duman, Kadir Beyter, Merve Kılıçarslan, Zeynep Tiryaki, Batuhan Saç, Orhun Yalçın, Yasin Uysal, İlker Şenel, Habib Tuna Güdendede, Ahat Döğer, Arda Can Gül, Ebru Tabiloğlu, Tayfun Çidem, Felek Yılmaz, Osman Alp Denizler, Nisa Nur Tetik, İdil Özkurşun, Burak Karagöl, Furkan Bulut,  Nagehan Zülal Beypazar, Ali Mazı, Bahar Altunkaynak, Yahya Demir, Mizgin Bulut, Eşref Yener, Samet Kuru, Derin Sevil Bodur, Murat Can Dolğun, Ömer Faruk Karaşahan, Fatma Kışlak, Ezel Çağlayan, Erdem Yılmaz, Tugay Karakuzu, Deniz Başar, Serkan Yılmaz, Eylül Naz Baklacı, Nejira (Necla) Karakoyun, Adilcan Güreşçi, Mehveş Demirer, Şiyar Onur, Seren Ay, Erk Özel, Burakcan Abay, Mert Tutucu, Ceren Kılıç, Şule Ünsal, Onur Tuğrul Karabıçak, Neda Olsoy, Emre Günce Doğan, Murat Aslantanoğlu, Armağan Akkaya’dan, Ahmet Bayrak, Anıl Cihan, Ümit Emre Çarkçı, Uğur Demirkol, Ömer Yücedal, Mete Karaoğlu, Onur Erdoğan, Furkan Çirkin, Ömür Karakaya, Çağın Özbilgi, Derya Barış Şen, Arman Tekin, Anıl Can Uğuz, Eren Şahin, Oya Özgün Özder, Burak Turğut, Ezgi Şimşek, Uğur Can Dural, Derin Sağlar, Kaya Yıldız, Ufuk Aksoy, Kübra Kopya, Feridun Can Özdilek, Rıdvan Yıldız, Tarık Uçar, Medine Mayıs Akın, Mesut Konukçu, Bilal Gürgen, Ezgi Özen, Canberk Tan, Ulaş Bager Aldemir, Hatice Çetin imzalarını taşıyordu.

Zeynep Uzunbay, Sina Akyol, Abdülkadir Budak, Metin Cengiz ve Salih Bolat’tan oluşan şiir seçici kurulu yaptığı değerlendirme sonucu ödülü oy çokluğuyla Eşref Yener’in “Döndüğümde Yoktum” adlı dosyasına verirken; Anıl Cihan’ın “Daha Önce Ölmüş müydük” adlı dosyasını ‘dikkate değer’ buldu.

Öykü dalında ön elemeyi geçenler Ezgi Özbek, Emre Kalaylar, Ozan Kırıcı, Büşra Eray, Şevket Şahin Özen, Mert Yılmaz Güler, Selcan Kırnal, Bekir Kerem Kurt, Atkutalp Avşar, Gizem Üstüner, İsmail Çolak, Batuhan Aşıktoprak, Can Akgün, Behiç Ata, Selman Sevtekin, Melis Arşin, Serhat Kıran, Gökçe Ceylan, Görkem Can, Tugay Karakuzu, Ömre Özen, Atakan Boran, Mustafa Kara, Onur Can Sümen, Veysel Gökberk Manga, Mavi Tuğba Ateş, Serkan Demirhan, Berkant Kıray, Beyza Okumuş, Nisa Eser, Tuna Özkurt, Raman Arı, Sitem Şanlı, Furkan Pişgin, Gencay Çubuk, Efe Eğilmez, Fatma Şafak Pınarbaşı, Veysel Kobya, Emre Şahinler, Burak Şentürk, Hesna Beliz Aksoy, Harun Kapan’ın dosyalarıydı.

Nursel Duruel, Feyza Hepçilingirler, Hatice Meryem, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Feridun Andaç’tan oluşan öykü seçici kurulu, ödülü oybirliğiyle Batuhan Aşıktoprak’ın “Kurdun Postu” adlı dosyasına verirken; Behiç Ata’nın “Baban Askerdi O zamanlar”, Tuna Özkurt’un “Çıngıraklı Kahkaha” adlı dosyalarını ‘dikkate değer’ buldu.

Ödül alan ve dikkate değer bulunan isimlerin söyleşi, şiir ve öykülerine Varlık dergisinin Temmuz 2019 sayısında yer veriyoruz.

 

Varlık dergisi ve yayınlarının kurucusu Yaşar Nabi Nayır adına her yıl kuruluş yıldönümümüz olan Temmuz ayında şiir ve öykü dallarında verdiğimiz Gençlik Ödülleri’ne bugüne dek değer görülen isimler:

 Şiir dalında:

1984: Behçet Aysan, Hüseyin Ferhad, Bedrettin Aykın

1986: Salih Bolat

1991: Altay Öktem

1992: İdris Özyol

1993: Mesut Adnan

1994: Tuna Kiremitçi

1995: Özgür Özmen

1996: Derya Çolpan

1997: Selim Temo

1998: Tarkan Çeper

1999: Zafer Ekin Karabay, Can Bahadır Yüce

2000: Özlem Tezcan, Alphan Akgül

2001: Sinan Oruçoğlu, Mehmet Butakın

2002: Ali Özgür Özkarcı

2003: Mehmet Erte, Seyyidhan Kömürcü

2004: Mehmet Öztek, Alperen Yeşil

2005: Alper Gencer

2006: Olcay Özmen

2007: Yusuf Uğur Uğurel

2008: Veysi Erdoğan

2009: A. Barış Ağır

2010: Halil İbrahim Polat

2011: Taner Cindoruk

2012: Harun Atak

2013: Serap Aslı Araklı

2014: Miray Çakıroğlu

2015: Mehmet Karaca

2016: Mehmet Özkan Şüküran

2017: Devrim Horlu

2018: Enver Ali Akova

2019: Eşref Yener

 

Öykü dalında:

1987: Cemil Kavukçu

1991: Sibel Türkmenoğlu

1992: Semra Topal

1993: Ülkü Çadırcı

1994: Doğan Yarıcı

1995: Nurdan Beşergil, Sema Kaygusuz

1996: Müge İplikçi

1997: Akın Sevinç

1998: Karin Karakaşlı

1999: Murat Saraçoğlu

2000: Elif Çınar

2001: Abdullah Mollaoğlu

2002: Canan Akalan

2003: Hakan Ergül

2004: Temel Karataş

2005: Mehmet Erkan

2006: Gülçin Karaş

2007: Birgül Oğuz

2008: Burak Evren

2009: Aslı Akarsakarya

2010: Pelin Buzluk

2011: M. Özgür Mutlu

2012: Gökçe Parlakyıldız

2013: Şengül Can

2014: Nurullah Kuzu

2015: Arzu Uçar

2016: Gamze Arslan

2017: Pelin Kıvrak

2018: Semih Öztürk

2019: Batuhan Aşıktoprak

Gültekin Emre, Şiir Günlüğü’nü Varlık dergisinde yayınlamaya devam ediyor.

Yorum bırakın

“İnsan üzüntüden başka nedir ki…” diyor Şükrü Erbaş yeni şiir kitabı otların uğultusu altında’ da (Kırmızıkedi, 2018). Şükrü uzun, içli bir ağıt yakıyor sevdiğinin ardından. Sevdiği kadını yitireli üç yıl oldu ve Şükrü o gün bu gündür ağıtla yatıp ağıtla kalkıyor. “Hangi hayal hangi hatıranın yerini tutar” diyerek söze başlıyor ve “Taşların taşlarla konuştuğu bu yalnızlıkta” ağıtlara sarılıyor hep. İçini ağıtlara döküyor. O bir dengbej gibi gece gündüz dudakları çatlamış ovalara, sesi kısılmış dağlara, suyunu yitirmiş derelere, ağaçlarına bir bir kıyılmış ormanlara, vefasız ruhlara yakıyor ağıtlarını.

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: