Bu ayki Kültür Gündemi’nde Damla Karagöl’ün “Feminizm ve Kuir Hareketin Mutsuz Evliliği” başlıklı yazısına yer veriyoruz.

Kuir hareket içinde beden, cinsiyet ve kimliğe dair yeni tanımlamalar beklenmedik yarılmalar ortaya çıkarıyor. Uzun tarihi boyunca kadın bedeni üzerine inşa edilen ataerkil tahakküme karşı mücadele eden feminist hareket artık bazı mücadele pratikleri yüzünden ayrımcılıkla suçlanıyor. Biyolojik cinsiyetlerin atanmış, cinsiyet kimliklerinin ise doğuştan gelen hisle kişisel özdeşleşme olduğunu öne süren yeni trans-aktivistlerin hedefinde bu görüşe itiraz eden −“trans dışlayıcı radikal feministler” diye niteledikleri− feministler var. Söz konusu grup ise dışlayıcı olduğunu kabul etmeyerek kendilerine “toplumsal cinsiyet eleştirisi yapan feministler” diyor. Özün, inşanın ve beden politikasının tersine çevrildiği bu yeni matriste, trajik biçimde, aralarında çok az politik mesafe bulunan iki grup arasında kazananı olmayan bir savaş veriliyor.

Karagöl, feminist bir bilim insanı, moleküler biyolog kimliğiyle bu tartışmaya dahil oluyor ve kuir kuramı farklı katmanlarda ele alıp irdeliyor.

İleride farklı görüşlerden yazılara da yer vererek meselenin daha geniş kapsamda tartışılmasına katkıda bulunmayı umuyoruz.