Sina Akyol, “Kolay Beğenmeyen Bir Kitap Kapağı Tasarımcısı: İlhan Berk” başlıklı yazısıyla Varlık dergisinin Kasım 2019 sayısında. Akyol, İlhan Berk’in ressam yönünü de gösteren bir kapak tasarımını ve anısını paylaşıyor okurlarımızla.

Yorum bırakın

Kitabın adı mı, gerek duymamış kitabına ad koymaya; koskoca İlhan Berk kitabı işte, yetmez mi?

“Rüya Zamanı” adlı son şiir kitabını yayımlayan Salih Bolat, 10 Kasım Pazar günü 14.oo – 17.oo saatleri arasında TÜYAP’ta Varlık Yayınları Standında (3102D) okurlarıyla buluşuyor.

Yorum bırakın

Varlık Kasım 2019 sayısında “Bir Ev, Bir Müze: Magritte’e İçeriden Bakmak” başlıklı yazısında Gülüş G. Türkmen, okurlarımızı Belçikalı ünlü ressamın bugün müzeye dönüştürülen evine ve sanat dünyasına davet ediyor.

Yorum bırakın

Magritte’in yaratıcı bir çizim ya da boyama tekniği yoktur. Statik görüntüleri tercih etmeye başladığı 1925 yılından itibaren öğeleri olabildiğince sade, gösterişsiz, düz ve sıkıcı biçimde resmeder. Magritte’in sanatı kısmen, döneminde yaşanan ideolojik kırılmanın bir yansıması olarak, görüntünün yerine fikrin ön plana geçmesindedir.

Ahmet Furkan İnan, “Sanat ve Politika Ekseninde Yeni Bir Cephe Tahayyülü” başlıklı yazısıyla Varlık dergisinin Kasım 2019 sayısında.

Yorum bırakın

Geldiğimiz noktada sayısız sergi metninde karşımıza çıkan Adorno’lara, Horkheimer’lara rağmen kültür endüstrisinin bir adım bile ötesine geçilemedi. Bu durum ilk bakışta kültür mekânının gerçekten de gerçekdışı bir olgu olduğunun kanıtı gibi görülebilir.

Esra Alkan ve Esat Korkmaz, 7 Kasım Perşembe günü saat 14.15’te TÜYAP’ta Karadeniz Salonu’nda bir söyleşide buluşuyorlar: “İnsanda Çocuk, Edebiyatta Masal Olmak”.

Yorum bırakın

Semih Poroy, 3 Kasım Pazar ve 4 Kasım Pazartesi günleri 14.oo – 17.oo saatleri arasında Varlık Yayınları standında (3102D) okurlarıyla buluşuyor.

Yorum bırakın

Varlık dergisinin Kasım 2019 sayısının dosya konusu: “KONUŞMAK VE SUSMAK ARASINDA POSTMODERN İNSAN”

Yorum bırakın

Dosya başlığındaki post ekiyle nitelenen insan, bilgi, eğlence, bağlantı, imge çağının insanı. Yaşamı anlık. Anlamları var ile yok arasında. Konuşması için araçların çoğaldığı bir çağda yaşıyor. Teknik sayesinde olandan bitenden hızla haberdar olabiliyor. Ama kayıtsız bir insan o. Jean Baudrillard’ın tabiriyle sessiz bir yığın. Gösterenleri oburca yutuyor. Onlardan pek etkilenmiyor. Ses vermeyi pek de takmıyor. Bu nedenle çokça suçlanan da bir insan. Politik bilinci olmayan, amorf bir yaratık da ayrıca. Yığınlar ses vermiyor, ama susuyor da değiller. Sadece politik olarak konuşmaktan, taraf tutmaktan imtina ediyorlar. Çoğu zaman da tek ve mutlak bir sesin peşinden kolayca kendilerini akışa bırakıyorlar. Farklı boyutlarıyla susmak, konuşmak, duymak, dinlemek arasında dolaşıyor dosyanın yazıları.

Bir anekdot: 1853 yılında, bir dinleyici, Thadée Tyszkiewicz Carl Maria von Weber’in romantik üç perdelik operası Freischütz’ü repertuarına alan Krallık Müzik Akademisi’ne saygısızlık gerekçesiyle dava açıyor.  Kulakların bu opera yüzünden zarar gördüğünü ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunuyor. Geçtiğimiz Eylül’de “Susmam, Susamam” adıyla çıkan,  rap şarkıcılarının farklı konularda dünyanın ya da ülkenin gidişatı hakkında susamam dedikleri bir klip çıktı ve adı bilinmeyen birisi klipteki şarkıcılardan biri hakkında suç duyurusunda bulundu. Kulakları mı tahrip etmişti davaya konu şarkı? Kulakları tahrip olan kimdi bilmiyoruz. Evet hepimiz tahmin ediyoruz kesin, konu şarkıların kalitesinden, kulakları tırmalayıp tırmalamadığından çok, ortak duyuya aykırı bir şeylerin dile geliyor olmasıydı. Dosya konusu buradan doğdu.

Konuşmayı, susmamayı değil de dinlemeyi ve uyumayı farklı bir anlam (politik ya da sanatsal) arayışının imkânları olarak düşünebilir miyiz sorusuna Nilgün Tutal Jean-Luc Nancy’nin Que faire?, A l’écoute, Tombe de sommeil başlıklı kitaplarına başvurarak cevap aramaya çalıştı.

Sessizliğin içselleştirilen bir kendi arayışına giden yol olabileceğini düşünen Fidan Terzioğlu sessizce de konuşulabileceğini göstermeye çalıştı.

1970’li yıllarda iletişim bilimleri alanında kamuoyunun oluşum süreçlerini anlamak için geliştirilen Suskunluk Sarmalı teorisinden yola çıkan Sarphan Uzunoğlu, sosyal medya alanının malûl olduğu suskunluğu ele aldı.

Politik bir suskunluk baskısıyla, Kürtçenin karşılaştığı kimi zor varoluş hallerini ele alan Mehmet Özkan Şüküran, baskının susmadığı yerde sessizliği düşünmenin lüks olma durumuna işaret etti. Hınçtan ve teslimiyet suçu işlemekten bahsetti.

Acaba sorun susmaktan çok, çok konuşanlar yüzünden bazılarının susmak zorunda kalması mı?

Varlık (Kasım 2019) / Editörden

Yorum bırakın

İçinde sürüklendiğimiz zaman nehri her zamankinden daha hızlı aktığından susmak eski anlamını yitirdi ve “söz”ün sürekli zemini kayıyor. Bu nedenle Kasım ayı dosyamızda “Konuşmak ve Susmak Arasında Postmodern İnsan”ın durumunu inceliyoruz. Dosyamıza katkıda bulunan yazarlar: Nilgün Tutal, Fidan Terzioğlu, Sarphan Uzunoğlu, Mehmet Özkan Şüküran.

“Türk Sinemasının 105. Yılı” nedeniyle Kültür Gündemi köşemizde Burak Süme, ilk filmimiz kabul edilen, 14 Kasım 1914 tarihli Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı’nın yönetmeni Fuat Uzkınay’ın torunu Burçin Resuloğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Resuloğlu, Uzkınay’ın az bilinen yönlerine ışık tutmakla kalmıyor, sinema tarihimiz açısından da önemli bilgiler aktarıyor.

Sina Akyol, İlhan Berk’in ressam yönünü de gösteren bir kapak tasarımını ve anısını paylaşıyor okurlarımızla.

Son dönemde Alice Müzikali ve Bunu Ben de Yaparım’da sahne alan oyuncu İbrahim Selim, Ege Işık’ın yaptığı söyleşide, sadece kendi tiyatro deneyimini aktarmakla kalmıyor, alanın güncel sorunları üzerine görüşlerini de dile getiriyor ve “Sanat hayatla ilgili bir şey, gerçeklerle. Politika ise magazin gibi, gerçek sanılmasını istediklerinizle ilgili,” diyor.

Temmuz 2019 sayımızın dosya konusu “Sanat ve Politika”ydı, bu sayımızda Ahmet Furkan İnan, meseleye güncel sanat alanını merkeze alarak yaklaşıyor ve giderek daha fazla politik temsil ortaya koymasına rağmen sanat dünyasının politikayla olan ilişkisinin tartışmalı olduğunu, etkinliklerin, sergilerin güncel politika üzerinde bir etkisinin bulunmadığını, basın bültenleriyle karşılaştırıldığında yavan bir deneyim sunduğunu ileri sürüyor. Ama onun amacı çağdaş sanatı itibarsızlaştırmak değil kesinlikle, çizdiği olumsuz portreye karşın sanat ortamının kurumsal yapılarında bir potansiyel gördüğünü belirten İnan, iki temel ve birbirine zıt paradigma, “politikanın estetikleştirilmesi ve estetiğin politize edilmesi” arasında yeni bir cephe tahayyül ediyor.

Hıdır Eligüzel, sanatçı Derya Ülker ile resimleri, “birbirlerine ‘kalabalık’ gelen insanların kent içindeki karşılaşmaları” üzerine konuşuyor.

Raşel Rakella Asal, Gülüş G. Türkmen, Haydar Ergülen, Halûk Sunat, Barış Acar, Hikmet Temel Akarsu, Niyazi Zorlu bu sayımızı zenginleştiren diğer isimlerden bazıları sadece; burada herkesi, tüm yazıları, şiirleri, öyküleri anmak elbette mümkün değil.

Bitirirken bir de notumuz var: Yayın programımız çok dolu olduğundan daha önce Varlık dergisinde metinleri yayımlanmış kişilerden Haziran 2020’ye kadar şiir ve öykü kabul edemiyoruz, ama ilk defa kapımızı çalanların, özellikle gençlerin metinlerini değerlendirmeyi sürdüreceğiz.

Aralık sayımızda buluşmak üzere.

Mehmet Erte

Varlık’ta Bu Ay / Kasım 2019

Yorum bırakın

Dosya: “Konuşmak ve Susmak Arasında Postmodern İnsan” − Nilgün Tutal, Fidan Terzioğlu, Sarphan Uzunoğlu, Mehmet Özkan Şüküran

Kültür Gündemi: “Türk Sinemasının 105. Yılı” − Burçin Resuloğlu ile Dedesi Fuat Özkınay Üzerine Söyleşi

Yazı: Sanat ve Politika Ekseninde Yeni Bir Cephe Tahayyülü (Ahmet Furkan İnan) − Kolay Beğenmeyen Bir Kitap Kapağı Tasarımcısı: İlhan Berk (Sina Akyol) − Sözcüklerin Ritimleri, Virginia Woolf’un “Dalgalar”ı (Raşel Rakella Asal) − İbrahim Selim ile “Bunu Ben de Yaparım” Oyunu Üzerine Söyleşi (Ege Işık) − Bir Ev, Bir Müze: René Magritte’e İçeriden Bakmak (Gülüş G. Türkmen) −Seyir Halinde (Haydar Ergülen) − Haysiyet Üzerine (Halûk Sunat) − 90’lara Günümüzden Bakmak (2): Öyküde Patlama ve Düşünce Dünyası Asıl Şimdi (Barış Acar) − Derya Ülker ile Resimlerindeki Kalabalıklar Üzerine Söyleşi (Hıdır Eligüzel) − Yeni Şiirler Arasında (Şeref Bilsel) − Yeni Öyküler Arasında (Jale Sancak)

Öykü: Remzi Karabulut, Nihal Aksoy, Bekir Göl, Eser Kuru, Gizem Pınar Karaboğa

Şiir: Hüseyin Yurttaş, Gülsüm Cengiz, Abdülkadir Budak, Deniz Durukan, Liman Mehmetcihat, Yiğit Ergün, Mahmut Aksoy, Yağmur Ali Coşkun, Yunus Emre Suci

Desen: Melike Kılıç

Varlık Kitaplığı: Erendiz Atasü ile “Türk Romanında Bir Gezinti” ve “Şairin Ölümü” Üzerine Söyleşi (Özgür Çağlayan) − Silahın Yankısı – Massimo Zamboni (Hikmet Temel Akarsu) − Cem Uzungüneş ile “Sessizlik Korkusu” Üzerine Söyleşi (Talita Yaltırık) – “Talih, Tesadüf ve İrade: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Romancılığı Üzerine Düşünceler” – Seval Şahin (Niyazi Zorlu) − “Mutlak Savaş” – Burak Samih Gülboy (Yalın Alpay) − “Yarın Başka Bir Gün Olacak” – Juan Carlos Onetti (Semrin Şahin) – “Romandan Bakan Düşkün Kadınlar” – Türkân Yeşilyurt (İlyas Tunç) − Şiir Günlüğü (Gültekin Emre) − Geleceğin Öykücüleri (Müren Beykan)

Varlık bu ay da Kültür Gündemi, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü köşeleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

Eşref Yener, 2019 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’ne değer görülen “Döndüğümde Yoktum” adlı kitabını imzalayacak. TÜYAP’ta 2 Kasım Cumartesi günü 14.oo – 16.oo saatleri arasında Varlık Yayınları standında (3102D).

Yorum bırakın

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: