Varlık dergisinin Aralık 2019 sayısında Taner Ay, Yaşar Nezihe Bükülmez’i hiç bilinmeyen yönleriyle tanıtıyor.

Yorum bırakın

Bir şairi farklılaştırması gereken asıl ölçüt, şiirinin yazınsal önemi ve yazınsal değeri olması gerekirken, Yaşar Nezihe daha ziyade “Aydınlık” mecmuasındaki “işçi sınıfı” şiirleriyle veya şiirleşen “azâb-ı nâr-ı cahîm” yaşamıyla farklılaştırılmıştır.

Varlık dergisinin Aralık 2019 sayısında Kültür Gündemi köşesinde Gülüş G. Türkmen’in “Felaket Tellallarının Yeni Sığınağı: Ekolojik Ütopya” başlıklı yazısına yer veriyoruz.

Yorum bırakın

Bu ayki Kültür Gündemi köşemizde Gülüş G. Türkmen’in “Felaket Tellallarının Yeni Sığınağı: Ekolojik Ütopya” başlıklı yazısına yer veriyoruz. Türkmen ifade özgürlüğünün kısıtlanmasının sebebini artan tabulaştırma eğiliminde arıyor. Gezegenin sürdürülebilirliği önemli bir mesele, ancak konuyu sağlıklı biçimde değerlendirmek için belki daha da önemli bir soruna eğilmek gerekiyor: Felaket tellallığının dönemin etkin iletişim kodu haline gelmiş olması. Birleşmiş Milletler’in 2018 İklim Değişikliği zirvesinde dünya liderlerine “Paniğe kapılmanızı istiyorum!” diye seslenen Greta Thunberg’in Avrupa’da bazı yayın organlarında bu eğilimin bir temsilcisi olarak görüldüğünü belirten Türkmen, yaz boyunca Belçika ve Fransız basınında çıkan haber ve makaleler üzerinden bilimsel ifade özgürlüğünün kısıtlandığına dikkat çekiyor ve dünyamızın geleceğinin ne derece tehlike altında olduğunu sorguluyor.

Varlık dergisinin Aralık 2019 sayısının dosya konusu “Duygu Politikası”. Katkıda bulunan yazarlar: Zeynep Direk, İncilay Cangöz, Öznur Karakaş. Dosya içeriği hakkında bilgi edinmek için blogumuzu ziyaret edebilirsiniz.

Yorum bırakın

Aralık sayımızın dosya konusu “Duygu Politikası”.

Kamusal alanda ‘itibarsızlaştırma’ pratikleriyle sık karşılaşmaya başladık. Utanç politikası, günümüzde, duygu politikaları arasında çok yaygınlaşmış ve önem kazanmış bir politika yapma biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Zeynep Direk “Utanç Politikası” başlıklı yazısında bu yeni fenomenin kamusal alanın daralması ve politikanın etiğe indirgenmesiyle ilişkisini sorguluyor. Toplumun kendi üzerine düşünme ve kendisini ahlaki bakımdan değerlendirme ve düzeltme sürecinde utancın rolünü felsefi ve disiplinlerarası bir yöntemle tartışıyor. Direk, yazısını bitirirken, “Sosyal medyada her gün ne kadar çok utanç yüklenmek zorunda kaldığımızı görüyorum. Kötü çok şey var elbette; fakat bu haberlerin hemen her zaman ‘utanç’ anahtar kelimesiyle kodlanması da düşündürücü. Utanç duygusu, ırkçılıkla, ayrımcılıkla ve zorbalığın diğer biçimleriyle başkalarıyla bir araya gelerek ve örgütlenerek daha etkin mücadele etmemizi kolaylaştırmıyor. Kendimizi değersiz hissetmemize, aynı ülkede, birlikte yaşadığımız insanları değersiz bulmamıza, eyleme gücümüzü kaybetmemize, buradan gitmek istememize, kendi özel hayatımıza dönerek duygusuzlaşmamıza yol açıyor,” diyor.

Toplumsal, siyasi hareketlerde, seçim kampanyalarında bedenin, dolayısıyla duyuların ve duygunun rolü artık daha sık vurgulanıyor. Gezi Hareketi gibi bedenin etkinliği ve kudretinin arttığı, katılımcıların eski kimliklerini geride bırakıp yeni oluşlara yüzünü döndüğü olaylarda farklı bağların ve toplulukların kurulması açısından duygu politikası önem kazandı. Ancak eşzamanlı olarak yükselişe geçen online kültür savaşlarında daha ziyade 4chan gibi mizojinist aşırı sağın yuvalandığı sanal bir altkültürün ürettiği yöntemlerin kullanıldığı; konuyu hakkıyla tartmadan hızlı tepki göstermeye dayalı, dönüştürücü olmak yerine kutuplaştırıcı ve düşmanlaştırıcı bir duygu idaresine başvurulduğu görüldü. İşte bu noktadan hareketle Öznur Karakaş, “Hınçtan Neşeye Duygu Siyaseti” başlıklı yazısında, 21. yüzyıla damgasını vuran işgal hareketlerinden sosyal medya aktivizmine değin kapitalizmin içinde bulunduğumuz momentinde önemli bir analiz aracı haline gelen duygu politikasını Spinozacı Otonomist Marksist okumalar ve Nigel Thrift’in önermeleri bağlamında ele alıyor. Özellikle Lazzarato’nun analizlerine değinerek, kapitalist üretim biçiminin doğrudan belli öznellik biçimlerine yatırım yaptığı, dolayısıyla hayli duygulanımsal bir hal aldığı günümüzde sosyal medya üzerinden duygu idaresini kültür savaşları bağlamında sorguluyor.

“Kadın Bedeni ve Duygu Politikası” başlıklı yazısında İncilay Cangöz, Massumi’nin duygu politikası yaklaşımını toplumsal cinsiyet açısından ele alıyor. Duygu politikasının –yeni bir kavram olsa da– kapitalizm-patriyarka işbirliğinde yeni olmadığını kadının eviçi emeği üzerinden gösteriyor. Cangöze’e göre duygu politikası medya sektöründe kadın bedeni aracılığıyla kuruluyor; kadın bedeni şiddet haberlerinde bile bir cinsel haz nesnesi olarak yapılandırılıyor. Nasıl ki pornografik bakış açısını erkek belirliyorsa medya temsillerinde de erkek ve kadın rolleri medyanın patriyarkal örgütlenmesi içerisinden eril gözle biçimlendiriliyor.

İyi okumalar.

 

Varlık’ta Bu Ay (Aralık 2019)

Yorum bırakın

Dosya: “Duygu Politikası” – Zeynep Direk, İncilay Cangöz, Öznur Karakaş

Kültür Gündemi: “Felaket Tellallarının Yeni Sığınağı: Ekolojik Ütopya” – Gülüş G. Türkmen

Yazı: Yaşar Nezihe Bükülmez: “Hayatım Azâb-ı Nâr-ı Cahîm” (Taner Ay) – Feyyaz Kayacan Metinlerinde Büyülü Yalnızlık (Hande Balkız) – Ebu Hurafe’nin Hurafeler Arası Avangart İlişkisi (Yalın Alpay) – Mekân-İmge Ekseninde Veysel Çolak Şiiri (Elçin Sevgi Suçin) – Dinçer Sümer’in Ardından (Kemal Ateş) – İmgeden Desene Uzanan Serüven: Fethi Karakaş (İnci Aydın Çolak) – Sözlü Gelenek, Yazı ve Elektronik Kültür Ortamı (Okan Alay) – Doğumunun 200. yılında Walt Whitman (Gonca Özmen) – Arife Kalender’in Camera Obscura’sında Figürlerin İdeolojik Dönüşümü (Ümit Yıldırım) – Poetikalar Üzerinden Cumhuriyet Öncesi Türk Şiirinin Poetik-Sosyal Yapısını Okumak (Müesser Yeniay) – Yeni Şiirler Arasında (Şeref Bilsel) – Yeni Öyküler Arasında (Jale Sancak)

Öykü: Gözde Şahin, Emine Acar, Burak Çavuş

Şiir: Yüksel Pazarkaya, Emel İrtem, Petek Sinem Dulun, Mutlu Merve Başkaya, Turgut Kızıldağ, Deniz Zeybek

Desen: Melike Kılıç

Varlık Kitaplığı: İdris Özyol ile “Kabuk Dudak” Üzerine Söyleşi (Gülce Başer) –  “İhtar” – C. Hakkı Zariç  (Elif Firuzi) – “küçük İskender Kitabı” – Hazırlayan: Halim Şafak (Kıvılcım Giritli) – “Durmadan Leyla” – Aslı Tohumcu (Buse Özlem Bay) – “Denizaltı” – Joe Dunthorne (Bülent Avcı) – Osman Serhat Erkekli ile “İlk Şiirler” Üzerine Söyleşi (Ozan Öztepe) – Şiir Günlüğü (Gültekin Emre) – Küresel Haberler (Zeynep Şen)

Varlık bu ay da Kültür Gündemi, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü köşeleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

Prosper Mérimée’nin klasikleşen eseri “Carmen”, Yaşar Nabi Nayır’ın titiz Türkçesiyle, gözden geçirilmiş yeni basımıyla Varlık Yayınları arasında.

Yorum bırakın

Prosper Mérimée
CARMEN 
Türkçesi: Yaşar Nabi Nayır
ROMAN
80 sayfa
ISBN978 975 434 649 7

 

Ünlü Fransız yazarı Prosper Mérimée’nin bu kısa ve klasik romanı, Bizet’nin aynı adlı operası sayesinde geniş çapta tanınan bir eserdir.

Mérimée burada, bir sigara fabrikasında çalışan alımlı ve cilveli Çingene kızı Carmen ile ona çılgınca sevdalanarak acı sona doğru adım adım sürüklenen Don Jose adlı asker arasındaki tutkulu ilişkiyi anlatır.

Bu gizemli Çingene kızının serüvenlerinin yanı sıra Romanların  yaşantısını, şaşırtıcı dünyasını da gözler önüne seren Carmen, günümüzde de değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir.

Balzac’ın “Albay Chabert” adlı romanı Yaşar Nabi Nayır’ın titiz Türkçesiyle, gözden geçirilmiş yeni basımıyla Varlık Yayınları arasında.

Yorum bırakın

Honoré de Balzac
ALBAY CHABERT 
Türkçesi: Yaşar Nabi Nayır
ROMAN
96 sayfa
ISBN978 975 434 650 3

 

Büyük Fransız romancısı Balzac’ın yüze yakın eseri arasında, Albay Chabert‘in önemli bir yeri vardır.

Bu kısa romanda yazar, Napoleon zamanının ünlü bir süvari albayının tüyler ürpertici yaşam serüvenini gözler önüne serer.

Albay Chabert, Almanlara karşı bir muharebeden sonra savaş alanında koma halinde bulunmuş, ölü sanılarak bir çukura atılmıştır. Cesetler arasından toprağı kazarak çukurdan çıkan Chabert iyileşir ve ülkesine döner, ama kimse onu tanımaz, Karısı yeniden evlenmiş, iki çocuk sahibi olmuş ve eski kocasının servetine el koymuştur.

Çeşitli entrikalarla dolu hukuk serüveninin devamını bu kitapta ilgiyle okuyacaksınız.

Varlık dergisinin Kasım 2019 sayısının öykücüleri: Remzi Karabulut, Nihal Aksoy, Bekir Göl, Eser Kuru, Gizem Pınar Karaboğa

Yorum bırakın

Varlık dergisinin Kasım 2019 sayısının şairleri: Hüseyin Yurttaş, Gülsüm Cengiz, Abdülkadir Budak, Deniz Durukan, Liman Mehmetcihat, Yiğit Ergün, Mahmut Aksoy, Yağmur Ali Coşkun, Yunus Emre Suci

Yorum bırakın

Gültekin Emre, Şiir Günlüğü’nü Varlık’ta yayımlamayı sürdürüyor.

Yorum bırakın

Fikret Demirağ’ın tüm kitapları bir arada (Mayıs 2018). Tamer Öncül’ün 7 ciltte topladığı şiirleri okuyorum günlerdir. Günlerime, günlerdir çığ düştü sanki, şiirlerin altında kaldım ya da şiirlerle yatıp şiirlerle kalkıyorum. Bir yanım nasıl bir tarih, –o uzun, acılı geçmiş– bir yanım günümüz, –bitmeyen sıkıntılar, belirsizlikler yumağı– ve Akdeniz güneşi! Ve Kıbrıs gerçeği. 1960-2008 yıllarına ne çok şiir sığdırmış Fikret, ne çok! “Tutku” onda hiç eksik olmamış, yüreğine hep “Dayan Yüreğim” demiş. “Umut ve Dehşet Çağı”ndan şiirler devşirmiş, şiirlerle düze çıkmaya çalışmış.

Zeynep Cemali Öykü Yarışması’nın sonuçlarını, katılan dosyaların niteliklerini değerlendiren Müren Beykan gençlerle ilgili ilginç istatistiksel sonuçlara ulaşıyor.

Yorum bırakın

Günışığı Kitaplığı’nın Zeynep Cemali’yle tek yürek olduğu bir ideal vardı: Çocuklarımızın Türkçe’yi en güzel yazması, konuşması ve düşüncelerini onunla en güzel ifade etmesi… Hem de öyküler yazmak için çıktıkları yolda, edebiyat denen harika icatla yakınlaşmaları, hayatı anlamlandırabilme, kendini tanıma serüveninde onun yarattığı birikimden faydalanmaları… Yarışmanın sonuçlarını belgeleyen Ödüllü Öyküler Kitapçığı işte bu ideale nasıl da ulaşmakta olduğumuzun en önemli kanıtı. Bu uğurda dokuz yıldır gerçekleştirdiğimiz yarışmaya, yurdun her köşesinden çeşitli temalarda öyküleriyle 5000’e yakın öğrenci katıldı. Ayrıca, bunca zamanda 28 genç öykücü ödüllendirildi ve 47 öğrencinin öyküsü de yayımlanmaya değer bulundu.

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: