Ecem Özensoy, “Modernizme Giden Yolda İzlenimciliği Yeniden Düşünmek: Batı Sanatı ve 1914 Kuşağı” başlıklı yazısıyla Varlık dergisinin Ağustos 2020 sayısında.

Yorum bırakın

1914 Kuşağı temsilcileri (soldan sağa: Namık İsmail, Hikmet Onat, İbrahim Çallı ve Feyhaman Duran), Adnan Çoker Arşivi

Avrupa’da 19. yüzyıl sonlarından itibaren başgösteren ve modernizme açılan kapıyı ara­layan izlenimcilik sayesinde sana­tın kendini ideolojilerden ve resmî kurumlardan bağımsızlaştırdığı­nı göz önüne aldığımızda, Türk sanatında modern resmin doğu­şunu 1914 Kuşağı ile ilişkilendir­mek doğru bir yaklaşım olur mu?

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitap/526/varlik-dergisi-abonelik

Tanpınar’ın bilinmeyen, daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış bir konuşması Yasemin Olur Çeker’in sunuş yazıyla Varlık dergisinin Ağustos 2020 sayısında.

Yorum bırakın

Burada sadece ilk sayfasının görselini sunduğumuz konuşma metninin tamamı, 2020 sonbaharında açılması planlanan Küçükçekmece Belediyesi “İmzalı, İlkbasım Kitaplar Müzesi” ziyaret edilerek görülebilir.

Varlık dergisi okurlarına sun­duğumuz konuşma metninde Tanpınar edebiyatçıların yalnızlı­ğı ve eserlerinin biricikliği üzeri­ne tartışıyor. Edebiyatçıların bir­birleriyle kavgaları hakkındaki görüşlerini ortaya koyuyor. Sanat hayatı boyunca hakkındaki “sükût suikasti”nden yakınan Tanpınar, günlüklerinde bunun için “bir se­bebi belki benim” diye yazar. Ede­biyatçılarla düşüp kalkamadığı­nı söyler. Edebiyatı, memleketin o günlerde içinde bulunduğu duru­ma göre bu kadar ciddiye aldığına pişmandır. Fakat ölümüne kadar şiirleri ve romanlarıyla elinden gel­diğince uğraşır ve sanatçının yara­tıcı dehasının ardındaki sırrın ışı­ğıyla ısınır. İçine çekildiği edebiyat çarkından hayatı boyunca çıkama­yacaktır.

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitap/526/varlik-dergisi-abonelik

Varlık – Ağustos 2020 / Editörden

Yorum bırakın

Şairlerin, yazarların tedirginliği, çekingenliği itibar görmüyor artık. Aslında günümüzde herkesten bir siyasetçi gibi kendinden emin tavırlarla konuşması, bir bakıma “sahne insanı” olması bekleniyor. Belagati zayıf olan bütün cephelerden yenik dönüyor. Hadi hem belagatiniz kuvvetli hem de sağlam bir fikriniz var diyelim, o da yetmiyor, bu fikri dile getireceğiniz mecranın –örneğin sosyal medyanın– gereklerine göre yeniden biçimlendirmezseniz, belli bir jargona uydurmazsanız sizi kimse dinlemiyor, hatta alay konusu ediliyorsunuz. Sözünüzün hakikatle irtibatı, niteliği sorgulanmıyor; modaya uymadınız mı, kalabalık görünen iki taraftan birinde yer almadınız mı hemen düşürülüp eziliyorsunuz. Şüphe ve tereddüt hiç hoş karşılanmıyor. Oysa biz entelektüelin şüphelerinden, tereddütlerinden bir şeyler öğrenmiyor muyduk?..

Bugün sosyal medyada biçimlenen popüler kültürün belirlediği “beğeni” standartlarına karşı edebî ölçütleri, sanatı, felsefeyi savunacaksak dergiler bizim kalemiz. Tabii ki edebiyat tarihini imajlar dizisine indirgeyip donduran, adeta karikatürize eden popüler kültür ürünü dergilerden bahsetmiyoruz. Okurların bir bölümü bu tür dergilerin ancak müşterisi olabileceklerini, hayran olarak kaldıkları sürece onlar tarafından sevileceklerini görüyorlar; aklı başında olan herkes için hâlâ edebiyata katılmanın, bir şeyler üretmenin ve yayımlamanın yolu Varlık gibi edebiyat dergileri.

İçinde bulunduğumuz durumu yorumlamaya, eleştirmeye çalışıyoruz. Temmuz ayında yayımladığımız “Yükselen Bir Değer Olarak Vasat” başlıklı dosya bu uğurdaki birçok çalışmamızdan sadece biriydi. Ağustos sayımızda ise “Değişen Okuma Kültürü”nü masaya yatırdık, edebî üretime değil de tamamen okur kanadına eğildik. Önümüzdeki dosyalardan birinin adı ise “Eğriye Eğri, Doğruya Doğru”; eleştirinin son durumunu, doğruyu neden konuşmadığımızı sorgulayacağız.

Dergiler bizim kalemiz dedik… Peki kitabevleri ne kadar sahip çıkıyor bize. Maalesef bağımsız kitabevlerinin, hem de en niteliklilerinin bir bölümü dergi satış işini zincir mağazalara bırakıyor. AVM gezmeyen dergi alamayacak mı? Edebiyatı yaşatacak olan eleştiri kültürüdür ve o da dergilerle varlığını sürdürür. Herhangi bir ürün satmakla kitap satmak arasında fark gören kitabevleri bunu zaten biliyorlar, demek ki kimileri bazı engellerle karşılaşıyorlar, onlardan raflarında dergi bulundurmak konusunda yaşadıkları sorunları bizimle paylaşmalarını bekliyoruz.

Eylül sayımızda buluşmak üzere.

Mehmet Erte

 

Varlık dergisinin Ağustos 2020 sayısının dosya konusu, “Değişen Okuma Kültürü”. Yazarlarımız Pelin Kıvrak, Bâki Ayhan T., Ferit Güven, Mehmet Özkan Şüküran, Mahmut Temizyürek, Barış Acar.

Yorum bırakın

Uzak okuma – yakın okuma pratikleri, zorunlu okuma, eleştirel okuma, yazar gibi okuma, yaratıcı yanlış okuma (kendilerinden önceki ustaları yanlış okumak suretiyle büyük işler yapan yazarlar/şairler), teknolojinin okur deneyimine etkisi… Ağustos sayımızda “Değişen Okuma Kültürü” dosyamızda edebî üretime değil de tamamen okur kanadına ve okuma deneyiminin tarihsel değişimine yoğunlaşıyoruz. Yazarlarımız Pelin Kıvrak, Bâki Ayhan T., Ferit Güven, Mehmet Özkan Şüküran, Mahmut Temizyürek, Barış Acar.

Pelin Kivrak “Yazar Gibi Okumak” başlıklı yazısında “Kötü okur var mıdır?” sorusuna yirmi birinci yüzyılda cevap bulmaya çalışan akademisyenlerin ihtilaflı görüşlerinden yola çıkarak edebî metinleri bir yazar gibi okuyabilmenin püf noktalarına değiniyor. Entelektüel ve siyasi yaşamın her alanında yüceltilen ‘eleştirel okuma’ ile özellikle akademisyenler tarafından hor görülen ‘duygusal okuma’ arasındaki uçurumun bu sayede kapanabileceğini düşünen Kıvrak, bir akademisyen-yazar olarak kendi tecrübelerinden örnekler paylaşıyor.

Bâki Ayhan T., “Epifanik ve Nostaljik Okuma Bağımlısı” başlıklı yazısında kendi okuma serüveninden kısa notlarla başlayıp akademik okuma, zorunlu okuma, karmaşık okuma, nostaljik okuma gibi edimlere, bir kısmıyla ilk kez karşılaştığımız kavramlara doğru ilerliyor. Popülist edebiyat, postmodern roman tartışmalarına da değinerek akademideki okuma kültürünün oluşumuna dair ilk elden veriler sunuyor. Türlere göre okumanın sınırlarının sıkı okur nezdinde ihlal edilmesi gereğini vurguluyor, sınırlı okumaya karşı çıkıyor. Yazının en önemli kısmını ise yaratıcı yanlış okumaya dair Edip Cansever, Cemal Süreya, Necatigil, Turgut Uyar gibi şairlerden verdiği örnekler oluşturuyor.

“Felsefi Bir yaşam Biçimi Olarak Okumak” başlıklı yazısında Ferit Güven, Heidegger’in teknolojide ve okumada nasıl farklı zamanlamalara sahip olduğu düşüncesini irdeliyor. Teknoloji ile belirlendiğimiz bir çağda okumak nedir ve belki daha da önemlisi ne değildir?  Bu yazının amacı okumanın (ve yazmanın) nasıl teknolojik bir nitelik aldığını sorgulamak ve teknolojinin zamanının okumanın zamanına nasıl ters düştüğünü göstermek. Bugün teknolojiye biraz olsun direnebilen bir okuma edimi, bir yaşam biçimi olarak algılanabilir.  Ve yazar bir metin oluştururken okumanın zamansallığını nasıl kavrayabilir?

Okumanın televizyonun, sosyal medyanın ve görselin hayatımızda merkezî bir yer işgal etmesinden önce farklı pratiklerle gerçekleştiği malûm. Mehmet Özkan Şüküran “Unutmanın Ağrısıyla Okumak” başlıklı yazısında okuma kültüründeki değişiklikleri ele alıyor; bugün okunan metinlerin geçmiş döneme kıyasla daha kolay unutulduğunu ve bunun okumanın bir paradoksu olduğunu belirtiyor.

Mahmut Temizyürek, “Salâh Birsel Okur-Yazar” başlıklı yazısında şiirimizin büyük isminin denemeciliği üzerinden okurluk ve yazarlık yönelişini betimliyor; sözlü kültür geleneği ile ona zıt olarak doğan yazılı kültür arasında nasıl bir yazınsal köprü kurduğu üzerinde duruyor, tabii Salah Bey’e çok yakışan fantastik bir kadroyla. Özellikle şu çabasını vurguluyor Birsel’in; deneme dili de pekâlâ bir anlatı dili olabilir, bilgi taşımakla birlikte hiç ondan eksik kalmayacak oranda okuma hazzını ahenkle gözetmesi koşuluyla.

Barış Acar, “Görsel Sanatlarda ‘Okuma Yapma’nın Değişen Anlamı Üzerine Sıralı Birkaç Küçük Düşünce” başlıklı yazısında 90’lardan bu yana sanat yazıları söz konusu olduğunda sıklıkla karşımıza çıkan “okuma yapmak” teriminin ürettiği bağlamlar üzerinde duruyor; “‘Okuma yapmak’ ifadesini bugün kaç kişi kullanıyor ya da kaç kişi hatırlıyor merak ediyorum. Oysa bir zamanlar çok popülerdi. Sanat literatürüne şiddetle çarptığı 90’ları kastediyorum. Okuma yapma, otoriter ‘tek anlam’ hegemonyasına karşı çeşitliliği önermek demekti neredeyse,” diyor.

İyi okumalar.

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitap/526/varlik-dergisi-abonelik

 

Varlık’ta Bu Ay (Ağustos 2020=

Yorum bırakın

Dosya: “Değişen Okuma Kültürü” – Pelin Kıvrak, Bâki Ayhan T., Ferit Güven, Mehmet Özkan Şüküran, Mahmut Temizyürek, Barış Acar

Edebiyat Gündemi: “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bilinmeyen, Daha Önce Hiçbir Yerde Yayımlanmamış Bir Konuşması” – Yasemin Olur Çeker

Yazı: Nesnelerin Dili (İlyas Tunç) – Modernizme Giden Yolda İzlenimciliği Yeniden Düşünmek: Batı Sanatı ve 1914 Kuşağı (Ecem Özensoy) – Nur Özalp’ın Atölyesi ve “Su Serisi” (Emre Dirim) – Dergi Tefrikası – 4 ya da “Gözün Kör Olmasın Haydar…” (Haydar Ergülen) – Yeni Nesil Transfobi (Markiz) – Romanlarıyla Tarık Dursun K. (Mehmet Atilla) – B. Nihan Eren Öykülerinde Sezgi Payı (Hande Balkız) – Safiye Erol: Aşkın ve Kadıköyü’nün Unutulmaz Romancısı (Taner Ay) – Yeni Şiirler Arasında (Şeref Bilsel) – Yeni Öyküler Arasında (Jale Sancak)

Öykü: Gülüş G. Türkmen, Ahmet Çakmak, Fatma Özer, Öykü Gizem Gökgül

Şiir: Atakan Yavuz, Cenk Gündoğdu, Mehmet Karaca, Necip Yıldız, Fatoş Asya Akbay, İbrahim Tığ, Bekir Dadır, Enver Ali Akova, Şeyda Kazez, Ahmet Akın, Ayça Erdura, İsmail Afacan, Asım Çetinkaya

Desen: Özge Ekmekçioğlu

Varlık Kitaplığı:  “Başka Türlü de Olur”Mehmet Can Doğan (Esra Sağlık) – “Unutulmaz” – Turgay Fişekçi (Soner Sert) – “Buz” – Tristan Jones (Hikmet Temel Akarsu) – Faris Kuseyri ile “Doğu Duvarı” Üzerine Söyleşi (Zeynep Yalçın) – “Billy Budd” – Herman Melville (Derya Çakır) – “Eğiş” – Pınar Gözpınar (Serdar Çekinmez) – Şiir Günlüğü (Gültekin Emre) – Küresel Haberler (Zeynep Şen)

Edebiyattan resme, sinemadan sanat tarihine, felsefeye geniş bir alanda yazılar, söyleşiler yayımlayan Varlık bu ay da Edebiyat Gündemi, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü, Küresel Haberler köşeleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitap/526/varlik-dergisi-abonelik

15 Temmuz 1933’te yayımlanmaya başlayan Varlık dergisi 87. yılını doldurdu. Haydar Ergülen, Varlık dergisinin Temmuz 2020 sayısında Enver Ercan’a mektubunda “Bu Daha Başlangıç!” diyor.

Yorum bırakın

(Enver Ercan’a mektup) Daha önce de yazdım, “Varlık’lı olmak” yazımda da, başka yerlerde de değindim. Varlık, filmlerde de adı anılan, bir amaç olan, bir eşik olan, hatta loncaya giriş kapısı olan bir yerdir. Evet zaman zaman siyasal tutumunun yazınsal tutumunu etkilemesi açısından eleştirilmiştir, kimi şairlere belli şiir dönemlerinde yer vermeyişi de doğal olarak yadırganmıştır. Fakat özelikle senden (Enver Ercan’dan) sonra, tabii şimdi de Mehmet’in (Mehmet Erte’nin) çoğulcu bakışıyla daha renkli, daha yüklü, daha taze, daha daha Varlıklı olmaya başladı, ki bu dediğim gibi, senin başlattığın ve Mehmet’in de mutlulukla, sorumlulukla yükseltip sürdürdüğü bir güzel eylem olup, okuryazarları da ziyadesiyle memnun etmekte. 87 yıllık dergi, üstelik edebiyat dergisi, üstelik aylık ve hep tam vaktinde, olay Türkiye’de geçiyor, romanı yazılsa yeri var yani!

 

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitap/526/varlik-dergisi-abonelik

 

Edebiyat Ortamımıza Gecikmeli Bir Veryansın – İrem Kargıoğlu

Yorum bırakın

Okur ‘kendiliğinden’ –ya da hükmen– vasat değil elbette, ne var ki önüne konan çöple beslen-dikçe ağırlaşıp şişiyor. Kilolu ama kof, yanakları pembe görünüyorsa da kan değerleri düşük. Sakıncalı bir döngü bu: Stantları işgal eden, hızlı tüketim ürünlerininkine benzer bir üretim sürecinden geçmiş dergilerin, eş dost çevrelerini ağırlayan fanzinlerin, ‘bıkkın’ bir anlatıcının beylik laflarıyla ilerleyen tek sesli metinlerin okurla kurduğu bir ortak-yaşam döngüsü. Önceleri, bu mecralarda yazılanları, yazanların kendilerinden daha çok ciddiye aldığımızı düşünür, bu dergilere yapılan saldırıları gülünç bulurdum. Şimdilerde, Selahattin Özpalabıyıklar’ın, bir söyleşide bu dergilerin fenalıklarından söz ederken dikkat çektiği tehlikeyi hatırlıyorum: Okuru aldatmak, okurun algısını bozmak. Yazılıp çizilenlerin edebiyat zannedilmesiyle, hadi biraz incelterek söyleyelim, edebiyatın bundan ibaret zannedilmesiyle başlayan ‘ölçüt’ sorunu. Daima birkaç nirengi noktası gerekmez mi, ölçmek, tartmak, kıyaslamak için? ‘Vasat’ dediğimizse, ‘ortalanmış’, hepsi aynı hizaya yerleştirilmiş noktalardan oluşan bir düzlem.

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitap/526/varlik-dergisi-abonelik

Vasatın Anlamı – Alper Çeker

Yorum bırakın

Vasata düşmanlık ister soldan gelsin ister sağdan, totaliter bir tepkidir. Bu düşmanlığın arkasında iktidar arzusu vardır. Türkiye’de ekonomik vasat yani orta sınıf, siyasette belirleyicidir. İsmet İnönü bile Türkiye İşçi Partisi’ne giden oyları geri alabilmek için partisini solda değil, ortanın yani vasatın solunda ilan etmişti. Türkiye’de orta sınıf, merkez sağ partilere eğilimli olduğu için solun ağır hakaretlerine uğrar ama ANAP ve AKP’nin yolsuzluklarını belediye seçimlerinde cezalandıran yine aynı orta sınıf olmuştur. Zaten Türkiye’de vasatın egemenliğinden yakınanlar da 2019 yılındaki belediye seçimlerinden sonra bu konuda yazmayı bıçak gibi kesti. Bizim partiyi seçince çobanın oyunun mankeninkiyle eşit sayılması bir başka vasatlık.

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitap/526/varlik-dergisi-abonelik

Vasatlık Endüstrisi – Mehmet Özkan Şüküran

Yorum bırakın

Vasat kelimesinin toplumsal anlamda zamanın donmuş ve akıp giden bir ifadesi olarak kullanılması sadece ferdî değil aynı zamanda içtimaî bir şeyden de neşet ediyor. Muktedirin olduğu yerde de kelimeler oradan, toplumsal hiyerarşinin bir alanından dolaşıma girer çoğunlukla. Ya da iktidarın politika ve söylemleri en iyi şekilde bir kelimeyle tarif edilebilir. Uzunca bir zamandır Türkiye’de vasatlığın üretildiğini ifade etmek üzere “vasatlık endüstrisi” diyorum; vasatlığın kendiliğinden yükselen bir kültür ve toplumun olağan hali olmadığını da anlatmış oluyorum böylelikle. Tıpkı Adorno ve Horkheimer’ın kitle kültürü yerine kültür endüstrisi kavramını yeğlemelerinde olduğu gibi (2007: 109). Vasatlık endüstrisi, sadece sanat ve edebiyat alanında değil politika ve gündelik hayatın bizatihi içinden üretilip dolaşıma sokuluyor, farklı veya radikal olan neyse onun önüne geçiyor ve her alanda izleri görülebiliyor.

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitap/526/varlik-dergisi-abonelik

Vasatı Doğurmak – Gülüş G. Türkmen

Yorum bırakın

Ayaklar baş oldu. Sanatın içi boşaldı. Eğitim sistemi çöktü. Hakikat çöpü boyladı. Kapitalizm bilimi ele geçirdi… Zihnimizde yankılanan, bize ait olup olmadığını her zaman kestiremediğimiz bu eleştirilere, bizi kurtarmayı vaat eden, olduğumuzdan daha güçlü olabileceğimiz anlatısını pompalayan, filozof Julia de Funes’in sarkastik bir dille “anonim gelişim” dediği kişisel gelişim sosu (Funes, 2010) nasıl da yakışıyor… Mafyacı bir kültürün bize oyunun kurallarını dikte ettiği bir konjonktürde alternatif gerçeklikler sunan narsistik bir ideoloji, zaman zaman gerçekten de tek kaçış seçeneği gibi görünüyor.

Oysa bir Aydınlanma Çağı yaşamıştık. Yasaklanan bilim ve düşünceler özgür kılınmış, her bireyin kendi hayatını düzenleyebileceği bir modernleşmeye, bir aydınlanmaya doğru dev adımlar atılmıştı. Peki, nasıl oluyor da aydınlığa yaklaştıkça ruhumuz daha bir karanlığa gömülüyor? Dincilerin, büyücülerin arasından davetsizce çıkagelen Kopernik, evrenin merkezinde olmadığımızı söylediğinden beri gerçeklikten gerçekliğe sıçrayış yapıyoruz ama varış noktamız, çıkış noktamız kadar adi ve sıradan görünüyor.

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitap/526/varlik-dergisi-abonelik

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: