‘Türkçe edebiyat’ denmesinin merkezinde millet değil dil ölçü olarak önerilmiş. İlk bakışta dilin ele alınması edebiyat açısından tutarlı; en azından Türkçe sınırları içinde kaldığımızda bir sorun yokmuş gibi görünüyor. Halbuki ‘Türkçe edebiyat’ demenin altında yatan amacı gözden geçirdiğimizde bana göre daha derin bir çatlak ortaya çıkıyor. Eğer amacımız, aynı dilde yazan farklı milletten yazarlara karşı adil olmaksa neden her yazarı mensup olduğu millet üstünden ifade etmiyoruz? Türkçe yazan bir Ermeni yazarını –elbette kişisel tercihini de gözden kaçırmadan– Ermeni Edebiyatı içinde değerlendirmek neden yanlış olsun? Ermeniler, Roma döneminden beri çeşitli imparatorluk ve devletlerin tahakkümü altında yaşadı. Edebiyatlarını Ermenice dışında başka dillere genişletmeleri olağandı. Dilin son kertede belirleyici olduğunu kabul ederek aslında başka milletlerin edebiyatlarını yine bir üst kanon içinde eritmeye kalkmıyor muyuz?

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitaplar/71/varlik-dergisi-abonelik