Zeynep Şen, “Küresel Haberler” köşesiyle her ay Varlık dergisi okurlarıyla buluşuyor.

Yorum bırakın

Reklamlar

Tolga Aras, Varlık dergisinin Kasım 2018 sayısında James Sallis’in “Willnot Kasabası” adlı romanı üzerine yazdı.

Yorum bırakın

Suç romanlarının efsane yazarı James Sallis, Willnot Kasabası adlı kitabının başkarakteri Dr. Lemar Hale’in boğazına böyle bir kılçık takıyor. Hale’in içine kurt düşüren cinayetler ve meskûm mahal dışında bulunan cesetler, aynı zamanda kasabanın en karanlık noktası.

85 YIL: VARLIK söyleşisi 14 Kasım 2018 Çarşamba günü saat 17.15’te TÜYAP’ta Büyükada Salonu’nda. Tüm okurlarımızı bekliyoruz.

Yorum bırakın

14 Kasım 2018 Çarşamba

Büyükada Salonu

17.15-18.15

85 YIL: VARLIK

Yöneten: Hali İbrahim Özcan

Konuşmacılar: Filiz Nayır Deniztekin, Metin Turan, Mehmet Erte

Düzenleyen: PEN

 

Soner Demirbaş, Varlık dergisinin Kasım 2018 sayısında Ahmet Bozkurt’un “Ku’yu” adlı son şiir kitabını inceledi.

Yorum bırakın

Geçmiş ve geleceğinden ayrışmış bir şimdinin içerisinden, varoluşunu varlıktan alan bir zamandan seslenen Bozkurt, Ku’yu’daki şiirlerini kurarken-yontarken kendi içine bakmayı bilen bir şair olarak karşımıza çıkıyor. Bu bakıştır ki hem kendisini, hem de okurunu dilin en uç noktalarına yolculuğa çıkarabiliyor. Hakikatin sırrına ermek isteyen bir yontucunun tüm yalnızlıkları göze alarak kendi içine, Ku’yu’suna bakmayı denemesi gerekecektir artık bu noktada.

“Okurken” adlı yazı dizisinin 23’üncüsü ile Sabit Kemal Bayıldıran, Varlık dergisinin Kasım 2018 sayısında.

Yorum bırakın

“Öğretmen, şiir hakkında ‘bilgi’ vermektense öğrencisine bol bol şiirler okusa daha iyi bir iş yapmış olur. Lisede Kapıkulu şiirinden uzaklaştıran öğretmenlerimin yanlışını, Orhan Şaik Hocam, o güzel sesiyle okuduğu gazellerle gidermiş, bana Kapıkulu şiirinin zevkini aşılamıştır. Tabii bu şiirden uzaklaşmamızda bize empoze edilmek istenen resmî estetiğin payı da vardı.”

Varlık dergisinin Kasım 2018 sayısında Feridun Andaç, “Metnin Yapılandırılması” konusunu tartışıyor.

Yorum bırakın

Yazıda önünde durduğumuz şeydir kapalılık. Belleğin sırlı yanı… Yazarken oraya döneriz. Okura anlatacaklarımızın seyri oradan geçer. İyi bir kurgudur metnin kapalılığını sağlayan. Kendini hemence ele veren bir metin sonu bilinen bir filmi izlemek, hatta izleyememek gibidir.

 

Jale Sancak, Varlık dergisinde yeni imzalardan gelen öyküleri değerlendiriyor.

Yorum bırakın

Yazıda kameramız sözcükler ile betimlemedir. Bir kameradan çok daha fazlasını yapabilen bir araç, büyüleyici bir malzemedir dil. Tam da bu noktada sinemasal anlatım ya da sahneleme tekniğinden söz etmek istiyorum. Atölye çalışmalarında ‘Anlatmayın gösterin’ deriz. Bu sözden anlamamız gereken şey yapıtın sahneleme tekniğiyle yazılmasının önerilmesidir. Sahneleme, bir sahnenin içinde gerçekleşecek olanlarla –olay, durum– birlikte karakterin/karakterlerin eylemlerinin, duygularının, düşüncelerinin betimlenmesi, diyaloglarının aktarılması anlamına gelir. Yanı sıra yaşanılan ânın nerede, ne zaman, nasıl bir ortamda geçtiğine yer verilir. Bir tür 5n 1k diyebiliriz: Ne, nerede, neden, nasıl, ne zaman, kim… Bu soruları yazmaya başlamadan önce yanıtlayabilirsiniz.

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: