Gültekin Emre “Şiir Günlüğü”nü Varlık dergisinde yayımlamaya devam ediyor.

Yorum bırakın

 

Cemal Süreya, hastanedeki eşi Zuhal Hanım’a (Memo’nun annesi) mektuplar yazar. Yıl 1972. Onüç Günün Mektupları (1990) sevilen kadına yazılan farklı, içten, şiir yüklü mektuplar. Mektupların birinde Cemal Süreya “Onlar İçin Minibüs Şarkıları” şiirini hastanedeki eşi Zuhal Hanım’a götüreceğine değinir. Bu şiir için, “Değişik bir şiir,” dedikten sonra “Düzyazıdan korkmayan, düzyazıdan yazarlanan bir şiir” de der. Buradaki “yazarlanan” da bir dizgi yanlışı var gibi, “yararlanan” olacak sanki. Ama öyle değil, çünkü Cemal Süreya’nın elyazısı mektubunda da “yazarlanan” diye geçiyor. “Oteller Hanlar Hamamlar İçin Sürekli Şiir”de bir şey daha diyor “düzyazı”ya ilişkin: “-Ağır ol Bay Düzyazı,/ Sen ancak uçağa binebilirsin!” Düzyazının kalantorluğunu mu imliyor acaba burada? Bir başka mektubunda da “Benim o son şiir büyük yankılar uyandırmış,” diye yazar. “Günlerce üstünde tartışılmış. Kimileri çok önemserken, kimileri ‘hadi canım sende’ gibisinden lâflar etmişler.” Şiir öyledir, beğenenlerin yanında “hadi canım sen de” diyenler de olur!

Reklamlar

Ümit Yıldırım, Orhan Göksel’in “Beyhude Kan” adlı şiir kitabı üzerine yazdı. Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında.

Yorum bırakın

‘Dergâhı olmayan münzevi, hayattan müstafi’ bir öznenin kendine ve çevresine ‘hayret’le bakışının şiirini kurar Orhan Göksel. “İnsan birdir lâkin tek değil/ Sevgili, dost, ilahi bir kelime/ Toprağı kokla kendini sevindir/ Tektaştan başka ne geçecek eline” dizelerindeki “tektaş” sözcüğünün anlamı çatallanırken (yüzük ve mezar taşı), ‘bu dünyada insanın insan olmaktan başka sorumluluğu yoktur’ özlü sözü anımsatılır.

Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında Selami Şimşek, Nisa Leyla’nın “Hayal Divan” adlı şiir kitabını inceliyor.

Yorum bırakın

Gökyüzünün sonsuzluğa sürgün edilmesi, ne büyük hayal! Ya doğruysa bu olasılık, iyi ki şairin elinde böyle bir güç yok! Yine de; bir kez düşünmüş olması yeterli şimdilik. İç dünyamızın derinliğini yansıtır bu. Sen bunları özümsemeye çalışırken, karışıp giderken bir avuç ışığa; birdenbire: “kalbimizi çapalamak için gelmedik dünyaya/ sakin ol, dostuz/ ses çıkaran değil/ ses vermeyen toplumlar için varız’’ serzenişiyle çekidüzen verdiriyor

insana Nisa Leyla.

Semih Çelenk “Rüzgâr Bilgisi” adlı son şiir kitabı üzerine Duygu Kankaytsın’ın sorularını yanıtlıyor. Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında.

Yorum bırakın

Rüzgâr Bilgisi son 6-7 yıl içinde yazılmış ya da tamamlanmış şiirlerden oluşuyor. Bu da benim şehir hayatının dışına çıkıp bir köyde yaşamaya başladığım tarihlere denk gelmekte. Bu şiirlerin arka planını Karaburun yarımadasının taşı toprağı, doğası, tarihi belirliyor. Kentten kaçan bir insanın tekrar taşı toprağı, ağacı, denizi, sisi, tabiatı, börtü böceği, kuşları keşfetmesi belki de. Köke, arkaik olana inme, yalınlaşma isteği de var. Örneğin şimdilerde üçüncü sezonunu bitiren türkü müzikali Gelin Tanış Olalım da bu süreçte yazdığım bir oyun.

Mine Özgüzel, “Edebiyat Terapi” adlı çalışması üzerine Beyza Selen Çavuş’un sorularını yanıtlıyor. Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında.

Yorum bırakın

 

Mevsim Yenice “Bilinmeyen Sular” adlı ikinci öykü kitabı üzerine Münire Çalışkan Tuğ’un sorularını yanıtlıyor.

Yorum bırakın

Yazmak hem kendim hem de hayat hakkında iz bulmaya çalışmak, kurcalamak, bozmak tekrar yapmaya uğraşmak çabası gibi geliyor bana biraz. Neden yazdığımı pek düşünmeden yazıyorum bu nedenle, bilinmeyen sulara salıveriyorum kendimi.

Dimitris Sotakis’in “Romanyalıyı Yiyen Yamyam” adlı romanı üzerine Mehmet Atilla yazdı. Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında.

Yorum bırakın

İlk anda saplantılı bir tutkunun anlatısı gibi başlayan roman, sayfalar ilerledikçe nitelik değiştiriyor ve modern insanın varoluşsal çelişkilerini irdeleyen simgesel bir yapıya bürünüyor. Olay örgüsü de bu anlayışa koşut olarak ilerliyor. Denize kıyısı olan kentlerden birinde yaşamakta olan, ekonomik gücü yüksek, ama “gerçekte tek bir arkadaşı bile” (s.21) olmayan Zerin’in Romanya’ya ve Romanyalılara saplantı derecesindeki tutkusu, metnin ivme kazanmasını sağlayan ilk etken.

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: