Kemal Ateş ile “Kendi Diliyle Kavrulmak” üzerine Beyazıt Kahraman’ın yaptığı söyleşi Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında.

Yorum bırakın

Sözlük, kılavuz yazmak kimsenin tekelinde olmamalı, bu TDK bile olsa… El elden üstündür, bir kurumun yapamadığını bir kişi yapabilir, neden olmasın? Son zamanlarda bireysel emeklerle çok kapsamlı, büyük sözlükler yazıldığını görüyorum. Sözlük çalışmaları derleme ve tarama çalışmalarına dayanır. Henüz edebiyatımız bu amaçla yeterince taranmamıştır.

Reklamlar

Zeynep Uzunbay ile “Kamçılanma Mesafesi” üzerine Zeynep Yalçın’ın yaptığı söyleşi Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında.

Yorum bırakın

Çocukluğumdan beri kadınları dinliyorum. Otobüste, metroda, sokakta da dinlemeye başladığımı fark ettim. Bize kim olduğumuzu, nereye ait olduğumuzu çoğunlukla kadınlar anlatırlar. Bireysel tarihimin kurucusu ve kurgulayıcıları, başta annem olmak üzere, hep kadınlar oldu. Ve tabii “cinsiyet” okumaları… Kamçılanma Mesafesi’nin kadınlarını yazarken, “toplumsal cinsiyet rolü” meselesi de karşıma geçip oturuyordu.

Adam Phillips’in “Öyle ve Böyle” adlı çalışması üzerine Serhan Aytekin yazdı. Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında.

Yorum bırakın

Phillips, diğer kitaplarında olduğu gibi Öyle ve Böyle’de de salt psikanaliz sınırları içinde kalmadan, bir klinisyenin alanına giren her şeyi edebiyatla harmanlıyor. Diğer bir ifadeyle gözlem gücünü kullanarak içinden geçtiği hayata dair hikâyeler anlatırken kendimizi tanıdığımızı sandığımız anlarda benliğimize ne kadar yabancı olduğumuzu, dünyaya ve kendimize yabancılık çektiğimiz anlarda ise ne kadar çok şey bildiğimizi gösteriyor bize.

Melisa Kesmez’in “Nohut Oda” adlı öykü kitabı üzerine Hazal Bayat yazdı. Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında.

Yorum bırakın

Her okurun kendi hayatından bir parça anlatılıyormuş gibi hissedebileceği kitaplardan Nohut Oda. Melisa Kesmez, her biri farklı beş kahramandan birbirine özdeş hisleri, çok farklı hikâyelerle bir araya getirmiş ve özgürlüğün ne olduğunu bilen okurun özgürleşme yolunda atması gereken adımlarına patika olabilecek bir kitap çıkmış ortaya. Bu uğurda feda edilmesi gereken ister aynı yere kök salınan tüm dostların toprağı olsun, isterse kaybedilen bir annenin hatırası, fark etmez, geriye hiçbir şey bırakmadan gidilmesi gereken uzun bir yolun sonundadır özgürlük.

Yağız Alp Tangün, Süreyyya Evren’in “Evsel Dönüşüm” adlı toplu öyküler kitabını inceliyor. Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında.

Yorum bırakın

Evsel Dönüşüm yaklaşık otuz yıllık bir Türkiye tarihi ve toplumsal yaşamının da tanıklığını yapıyor. Bu bakımdan kitap aslında yazarın öykülerine dair yekpare bir okuma deneyimi sunarken, öykülere ilişkin bir sürekliliği takip etme imkânı da tanıyor okuyucuya. Öyküleri okumanın mesafelerini keşfetme yolunda kendinizi sürekli “nasıl okumalı?” diye sora sora ipuçlarını takip ederken bulabiliyorsunuz. Böylelikle öykülerden çıkan iplikler takip edilip düğümleri atıldığında yazarın ördüğü evreni kavramak ve dolaşmak üzere bir “nasıl okunur” kılavuzu da hazırlanmış oluyor.

Uğur Karaca, Kemal Varol’un “Âşıklar Bayramı” adlı romanı üzerine yazdı. Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında.

Yorum bırakın

Baba oğul ilişkisi veya çatışması söz konusu olunca aklımıza hep Oedipus gelir. Kemal Varol kendi coğrafyasından, Doğu’dan yükseltiyor sesini. Batı’da baba oğul hesaplaşmasında Oedipus babasını öldürürken, doğuda Zal oğlu Rüstem’i öldürmektedir. Kemal Varol da babayla hesaplaşmayacağını başından kabul eder Âşıklar Bayramı’nda. Bir yandan babasından kurtulmak isterken, bir yandan babasının ağzından dökülecek kelimelere tutunmak istemektedir.

Ömer Şişman son şiir kitabı “Dramatik İyileşmeler”i anlatıyor. Petek Sinem Dulun’un yaptığı söyleşi Varlık dergisinin Ağustos 2019 sayısında.

Yorum bırakın

Ömer Şişman (Foto: Senem Sinem)

Benlik bir şantiye alanı, orada başlıyor gerçeklik mücadelesi, kâğıdın uzayıyla karşılaşmadan önce.

Older Entries Newer Entries

%d blogcu bunu beğendi: