Zeynep Şen, “Küresel Haberler” köşesinde Varlık okurlarını dünyadaki kültür sanat olaylarından haberdar etmeyi sürdürüyor.

Yorum bırakın

Reklam

İrem Kargıoğlu’nun Kısa Filmin Uzun Sözü köşesinde bu ayki konuğu Fırat Özeler. “Ziyafet” (2019) ve “Hatırlamadığım Şeyler”in (2020) yönetmeni Özeler “Kısa film bir form olarak görülmediği için, gösterişçi, sığ, tekrara düşmüş filmler izliyoruz” diyor. Varlık Şubat 2021’de.

Yorum bırakın

Fırat Özeler

Kısa film bir form olarak görülmediği için, gösterişçi, sığ, tekrara düşmüş filmler izliyoruz. Biçime değil de; ya gösterişe ya da büyük cümlelere kafa yoruluyor çoğu kez. Kısa film yeni bir dil arayışına veya cesur biçimsel denemelere hizmet edebilecekken, sanki bir hikâyeyi anlatmanın en kolay yoluymuş gibi görülüyor ve sorun buradan çıkıyor sanırım. Akla gelen ilk hikâyeyi anlatmanın en “hesaplı” yolu mu? Veya ödül almanın? Konuşma fırsatım olan bir yapımcı “kısa filminin ödül almış olması en önemli şarttır” demişti, bir uzun metraj çekmek için. Bu çok acı; kısa film daha özgür ve piyasadan azade bir üretim biçimi olabilecekken, kısa filmcilerin iyice piyasaya eklemlenmeye çalışmasını doğuruyor.

 

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

 

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitaplar/71/varlik-dergisi-abonelik

“Hatırlamadığım Şeyler” filminden bir kare.

“Biçim mi İçerik mi?” Ecem Özensoy, Varlık dergisinin Şubat 2021 sayısındaki yazısında “Susan Sontag’ın ‘Yoruma Karşı’ Tavrı”nı inceliyor.

Yorum bırakın

Susan Sontag

Sanatı yapıtının sahip olduğu saflığı ve saydamlığı kaybetmesi ve yorumlama yüzünden başka bir şeye dönüşmesi ile ilk kez Aydınlanma Çağı’nda karşılaşıldığının altını çizen Sontag, bu çağın insan aklını merkeze koyan anlayışının sanattan aldığı öce dikkat çekiyor. Klasik metinler oldukları halleriyle kabul edilmiyor, modern insanın görmek istedikleri şekilde yeniden yorumlanıyor ve değiştiriliyorlardı.

 

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

 

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitaplar/71/varlik-dergisi-abonelik

31

Nâzım Hikmet’in “Kuvâyi Milliye”sindeki Arhaveli İsmail gerçekte kim? Atilla Birkiye, Varlık dergisinin Şubat 2021 sayısındaki “Emaneti Teslim Etmedi!” başlıklı yazısında bu soruya cevap arıyor.

Yorum bırakın

Rize doğumlu İ. Bilen (daha çok böyle anılıyor) ile Nâzım’ın arkadaşlığı malûm, Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde (KUTV) 1922/4 arasında birlikte öğrencilik yapmanın ötesinde, 1928’de de Hopa’dan gizlice sınırı geçiyorlar bilindiği üzere, hapis yatıyorlar, basın olayı ele alıyor, bu yüzden İ. Bilen fazla hırpalanmıyor (ama 1929’da aşırı derecede işkenceye maruz kalıyor). Arkadaşlıkları ve Parti yoldaşlıkları Nâzım’ın ömrü boyunca sürüyor, ikisi de, Nâzım öldüğünde TKP’nin Dış Bürosu’nda yer alıyor.

 

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

 

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitaplar/71/varlik-dergisi-abonelik

Varlık dergisinin Şubat 2021 sayısının dosya konusu “Sanatsal Hazzın Sosyal İnşası / Ezilenlerden Seçkinlere Caz Müziği”. Yazarlarımız Leyla Diana Gücük, Feridun Ertaşkan, Fatma Berber, Sümeyra Gümrah Teltik, Esra Demirkıran. Yazıların içeriği hakkında bilgi edinmek için blogumuzu ziyaret edebilirsiniz.

Yorum bırakın

Varlık dergisinin Şubat 2021 sayısının dosya konusu “Sanatsal Hazzın Sosyal İnşası / Ezilenlerden Seçkinlere Caz Müziği”. Yazarlarımız Leyla Diana Gücük, Feridun Ertaşkan, Fatma Berber, Sümeyra Gümrah Teltik, Esra Demirkıran.

Leyla Diana Gücük, “Caz Tarihi ve Kadın” başlıklı yazısında caz tarihini kadın müzisyenleri merkeze alarak yeniden tartışırken bir müzik türünün doğuşundaki toplumsal sancılar ile kadınların bu oluşum içindeki mücadelesinin nasıl paralel ilerlediğini anlatıyor; sanatsal haz ve seçkinlik iddiasına farklı bir perspektiften bakarak birilerinin keyfinin başkalarının acıları olduğunu gösteriyor. Cazla ilgili seçkinlik iddiasına dair de, “İnsanlara caz dinletip –tabiri caizse– kulaklarına kar suyu kaçırmanın hiçbir sakıncası yok,” diyor.

Feridun Ertaşkan, “Caz ve Seçkinlik İddası” başlıklı yazısında konuya “soylulaştırma” kavramını merkeze alarak yaklaşıyor. Ezilen siyahilerin müziği olarak doğan cazın salonlara girebilmek için beyazların yumuşatan müdahalelerinden geçtiğini anlatıyor, zira o dönemde Amerika’da “gazetelerde bu müziğin hayvani hisleri ayaklandırdığı” yazılmış, yasaklanması talep edilmiştir. Diğer yandan “20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren gelişen devasa reklam sektörünün, kullandığı temalardan seçtiği müziklere kadar caz müziğini konumlandırması da” ilginçtir: “Bugün dahi itibar ve seçkinlik iddiasındaki tüm reklam kampanyalarında genellikle caz müziğine yer verilir.”

Fatma Berber,  “Türkiye’de Caz Dinlemenin ‘Ayrım’ İşaretine Dönüşümü” başlıklı yazısında Adorno ve Bourdieu’yü referans alarak cazın habitusunu ve caz dinlemenin ayrıcalıklı olup olmadığını irdeliyor. Ülkemizde –1980’lerdeki yeni iş insanları kuşağı ile– Batı’nın aksine cazın kültürel sermayenin ve sınıfsal aktörlerin öncülüğünde geliştiğini söylüyor. Kitleselleştirmenin önemli unsurlarından caz festivallerinin büyük sermayedarlar tarafından gerçekleştirildiğini, kent nüfusunun önemli çoğunluğu için hem ekonomik hem de kültürel anlamda aşılmaz bir sınır bulunduğunu vurguluyor.

Sümeyra Gümrah Teltik, cazın “elitist bir müzik olduğu veya takdir edilmesi için resmî bir eğitim gerektirdiği mitleri”ne karşı kaleme aldığı  “Önyargıların Ötesinde Caz Cemaati” başlıklı yazısında her konuda insanları tarafgirliğe zorladığımızı, resmî kurumlar ve eğitim sistemi aracılığıyla bunu bizzat kendimiz üzerinde de uyguladığımızı ve müziğimizi “sanat” ve “halk” müzikleri olarak keskin şekilde böldüğümüzü söylüyor: “Sanat müziğini ‘havas’lara, halk müziğini ‘avam’lara tapuladık, birbirlerinden fersah fersah uzaklaştırdık.”

Esra Demirkıran, “Fiziksel Mekândan Ekran Başına Caz Dinleyicisi” başlıklı yazısında konser salonunda bir araya gelen, ortak bir kültürel üretimi bir arada tüketen caz dinleyicisini tartışmaya açıyor. Sanat ve müzik sosyolojisi söz konusu olduğunda sık sık değinilen habitus, kültürel sermaye, beğeni, ayrım, kimlik, aidiyet gibi meseleler etrafında dinleyicinin ortak mekândaki tüketim alışkanlıklarını anlamlandırmaya çalışıyor. Bu pratiklerin pandemiyle birlikte dijital uzamdaki dinleyici deneyimini anlamak için yeterli olup olmadığını soruyor.

Mehmet Erte

Varlık’ta Bu Ay (Şubat 2021)

Yorum bırakın

Dosya: “Sanatsal Hazzın Sosyal İnşası – Ezilenlerden Seçkinlere Caz Müziği” – Leyla Diana Gücük, Feridun Ertaşkan, Fatma Berber, Sümeyra Gümrah Teltik, Esra Demirkıran

Yazı: Emaneti Teslim Etmedi! (Atilla Birkiye) – Biçim mi, İçerik mi? Susan Sontag’ın “Yoruma Karşı” Tavrı (Ecem Özensoy) – Bir Zamanlar Kadıköy (2): Fazıl Hüsnü Dağlarca (Metin Cengiz) – Renkli, Kasvetli, Güzel Stockholm: İsveç Notları (Deniz Özbeyli) – Otoportre (Kader Genç) – Nesnelerin Dili (İlyas Tunç) – Kısa Filmin Uzun Sözü: Fırat Özeler ile Söyleşi (İrem Kargıoğlu) – Belma Ötüş-Baskett: Benim Sevgili Hocam (Haydar Ergülen) – Ayhan Koç Metinlerinde Entelektüel Oyun Alanı (Hande Balkız) – Ücra Bir Şiir İçin Anahtar Kelimeler I: “Yara” (Hüseyin Köse) – Yeni Şiirler Arasında (Şeref Bilsel) – Yeni Öyküler Arasında (Jale Sancak)

Şiir: Carl Sandburg, Hüseyin Yurttaş, Kenan Sarıalioğlu, Sina Akyol, Oya Uysal, Hüseyin Ferhad, Betül Tarıman, Hakan Cem, Yücel Kayıran, Murat Batmankaya, Levent Karataş, Mehmet Said Aydın, İklim Odabaş Sever, Çiğdem Kabay, Ömer Taha Onat

Öykü: Elif Erdoğan, Faruk Turinay, Salpi Özgür

Desen: Özge Ekmekçioğlu

Varlık Kitaplığı:  “Dünyanın Güçlü Tarafı” – Kerem Işık (Gökhan Yılmaz) – W. B. Bayrıl ile “Rosa Das Rosas” Üzerine Söyleşi (Mustafa Fırat) – “Aşk Her Zaman (Eleştirinin Eleştirisi)” – Sabit Kemal Bayıldıran (Bilgin Güngör) – Burak Acar ile “Tabiat Abi” Üzerine Söyleşi (Petek Sinem Dulun) – Cuma Duymaz ile “Sisi Dağıtan Umut” Üzerine Söyleşi (Ersun Çıplak) – “Osman” – Ayfer Tunç (Çiğdem Ülker) – Mehmet Erkan ile “Ölümsezen” Üzerine Söyleşi (Ömer Kum) – “Dîvân” – Yunus Emre (Bülent Avcı) – Tevfik Aytekin ile “Sardalya Mevsimi” Üzerine Söyleşi (Simge Çerkezoğlu) – Şiir Günlüğü (Gültekin Emre) – Küresel Haberler (Zeynep Şen)

Edebiyattan resme, sinemadan sanat tarihine, çağdaş sanata, felsefeye geniş bir alanda yazılar, söyleşiler yayımlayan Varlık bu ay da Kısa Filmin Uzun Sözü, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü, Küresel Haberler köşeleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitaplar/71/varlik-dergisi-abonelik

Varlık dergisinin Ocak 2021 sayısının öykücüleri: Ilgın Yıldız, Alper Beşe, Behiye H. Malkoç

Yorum bırakın

Varlık dergisinin Ocak 2021 sayısının şairleri: Ergun Tavlan, Serdar Ünver, Enis Akın, Gülümser Çankaya, Gökçenur Ç., Anıl Cihan, Yaprak Damla Yıldırım, Ayfer Feriha Nujen, Seçil Hidayet Öztürk

Yorum bırakın

Brel, Belçika’nın Edebiyat Müfredatına Girer mi? – Gülüş Türkmen

Yorum bırakın

Edebiyatın dil ile toplum arasında yaptığı görünmez bir sözleşme vardır. Bu sözleşme, zihinlerde zamanla aşınmaya müsait bir fikri, ulusallık anlatısını, korumayı amaçlar (Combe, 2017). Tarihçi François Hartog, içinde yaşadığımız devrin ilk kez geçmişe ve geleceğe dair tüm anlatıları silmek istediğine, sadece şimdiki zamanı dikkate alarak kısa vadeli düşünmeyi yeğlediğine dikkat çeker (Wahnick & Zaoui, 2010). Nitekim 60’lı yıllardan itibaren sömürgesonrası frankofon edebiyata eğilinmiş, son 50 yılın ötesine geçmeyen bir frankofon eğitim planlanmıştır. Fransa’nın edebiyat dünyasını temsil edemeyecek kadar dar olan bu kesit, buzdağının ancak yüzeyi olabilir. Tıpkı Kanada, Belçika ve İsviçre edebiyatlarına sırt çevrildiği gibi geçmişe de sırt çevrilmesi, Sartre’ın “edebiyatın ulusallaştırılması” olarak ifşa ettiği soruna bir bakımdan paralel sayılabilir (Combe, 2017).

 

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

 

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitaplar/71/varlik-dergisi-abonelik

Minör Edebiyat Çerçevesinde Dokundurmalar: Kalacak Yeri Olmayanlara Kapısı Açık Bir Evin Edebiyatı – Mehmet Özkan Şüküran

Yorum bırakın

Anadilinde yazmıyor olmak, zorunlu olarak Türkçe ile tanışmış olmak elbette pek çok açılardan düşünülebilir; simgesel şiddet, postkolonyal, minör, ekzofoni vb. O halde Türkçe edebiyat mı Türk edebiyatı mı? sorusundan daha önemli bir soru önümüzde durmaktadır, azınlığın yaptığı edebiyatı tematik ve dilsel olarak nerede konumlandıracağımız sorusu. “Kayıptan doğan şiir” demişti, Mahmut Temizyürek, Türkçe yazan Kürtlerin şiiri için. Bir kaybın şiiri olduğu elbette doğru ama mesela Ahmed Arif ’i nerede konumlandırabiliriz? Kaybın ötesinde, Kaygalak’ın daha önce işaret ettiği gibi “bakiyelerin Türkçesi” ile yazmaktadır onlar5 ya da Yılmaz Varol’un deyişiyle Ahmed Arif “Kako Türkçesi”ni kullanmaktadır şiirlerinde.

*

Abonelerimize tüm yeni sayılarımızı kargoyla gönderiyor, Varlık dergisinin https://arsiv.varlik.com.tr/ adresindeki 87 yıllık dijital arşivine erişim imkânı sunuyoruz. Arşivimizden güncel sayımızı da okuyabiliyorsunuz.

Abonelik için: https://www.varlikonline.com/kitaplar/71/varlik-dergisi-abonelik

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: